O kadar uzun zamandır çevrilmesini bekliyordum ki büyük bir heyecanla kitabı edindim. Çok beğeneceğime emin olduğum için de okumaya kıyamadım, beklettim durdum. Sonunda okumaya karar verdiğimde ise beklediğim gibi olmadı.
Öncelikle İthaki Yayınları'nın bu kitabı çok aceleye getirdiğini düşünüyorum. Çeviri gerçekten sıkıntılı. Bazen peş peşe gelen cümleler aynı kelimeyle başlıyor, aynı yüklemle sonlanıyordu. Bazı cümleler öyle çevrilmişti ki sanki anlatıcının ne dediğini anlamayalım diye bir çaba gösterilmişti. Orijinal metni inceleme fırsatım olmadı ama çeviri kaynaklı bir sorun olduğunu düşünüyorum. Çünkü cümle kurulumu, dizilimi sorunluydu. Ayrıca yazım yanlışları da metindeki sorunlardan bir diğeriydi. Bu sebeplerle metne karşı olumsuz bir şekilde yaklaştım diyebilirim.
İçeriğine gelecek olursak romanı konu itibariyle beğendim diyebilirim. Kuşku uyandıracak, gizemli bir şeyler okumayı seviyorum. Yine de bir olmamışlık var gibiydi, her ne kadar adını koyamasam da. Bazı şeyler çok yavaş işlenmiş bazıları ise çok aceleye getirilmişti. Kitap, asıl konuya gelene kadar, anlatıcının aynı hislerini anlatması zaman kaybediyor, sonrasında başına öyle çok şey geliyor ki onları sindirmemiz için zaman kalmıyor. Yeni bir karakter giriyor ve düğümü o çözüyor. Ama bu düğüm üstü öyle kapalı ve hızlı şekilde çözülüyor ki sanki önemsiz bir şeyden bahsediliyor gibi hissediyor okuyucu. Yazarın, anlatıcının kafa karışıklığı ve psikolojik durumunu yansıtmak amacıyla karanlık ve tekinsiz bir dil kullanmak istediğinin farkındayım. Fakat bunu yapmanın, okuyucu anlamadıkça hiçbir anlamı yok. Okurken içime sinmeyen bir kitap oldu, istediğim şekilde bağlanamadım.
Yine dw çabayı ve düşünceyi tebrik ediyorum. Sanırım diziye uyarlanıyormuş, onu da heyecanla bekliyorum.