Daha 1 saat olmadı, belki de hayatımda en çok etkilendiğim kitabı okudum. Saatlerce, günlerce, haftalarca incelemesini yapmak; kitaptan kopmamak istiyorum. Ama ne çare?
Şuan olmaz; doyasına altını çizdiğim her bir cümleyi klavye etmem, hakkında saatlerce düşünmem, hayatımın sayfalarını nasıl umarsızca açıp-karıştırıp, birkaç sayfa içinde herkesten esirgediğim-sakladığım kinimi-öfkemi nasıl kamçıladığını idrak etmem ve en önemlisi, tüm bu hadiseleri hazmetmem lazım gelir.
Özene bezene seçtiğim kitabımın kapağına dokunduğumdan bu yana idrakında olduğum, hayatıma tesir edeceği ve beni bir şekilde sarsacağı hissi neticesine biraz acelece kavuştu. Elimden gelse herbir sayfayı günlere böler, yıllarca sonunu getirmeden eskitirdim sayfalarını. Ancak anlarsınız ya, biraz heyecanlı bir tipim. Elimden vaktin hızlıca kayıp gittiğini iyice anladığımdan beri merakımı cezbeden şeyler hakkında onları hemen tüketecek ve aradığımı bulamayıp ardıma koyacak, bunun böyle olacağını adım gibi biliyor olmama rağmen yapacak kadar büyük bir iştah duyuyorum. Nitekim bu yersiz iştahım ilk defa hazin bir sona değil, fikirlerimdeki isabetin garip gururuna hapsetti beni.
Mesudum, görmeden ruhumu bir sürü karaktere parçalayıp her birine birer isim giydirip onları resmettiği bir kitabı okumama izin veren değerli yazarımızla -onun ölümünden yıllarca sonra olsa dahi- tanıştığım için.
20.11.08_Nur
Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali
Kendime soruyorum;
"Daha kibar olamaz mısın? Ya da daha dengeli? Neden senin içinde iki tane insan olduğunu bu kadar belirgin bir biçimde ifade edeyerek hayatına hoyratça devam ediyorsun? Gizlediklerini keşfetmeleri için ipuçlarıyla çevrelediğin insanlardan hiçbiri cevaba biraz bile yaklaşamadıkları için mi? Bütün tepkini böyle mi ortaya koyuyorsun gerçekten?"
–Hıhım..
20.11.08_Nur
Kendini karşına alıp;
"şimdi beni sorgula, tanı beni, öğren yaptığım hataların sebeplerini"
diye haykırmak. Ve eklemek;
"ben sana dürüst olacağım, sen de bana dürüstçe söyle; affedebilecek misin beni?"
20.11.08_Nur