"Beyaz Zambaklar Ülkesinde" ideal bir toplum düzeninin bir buçuk milyon insan tarafından nasıl içselleştirildiğinin ve sürdürülebilirleştirildiğinin hikayesi. Bir toplumun diriliş öyküsü, bir ütopyanın ete kemiğe bürünmüş hali.
Hani o içimizde büyüttüğümüz kendimizi geliştirdikçe üzerine parça parça güzellikler eklediğimiz ulus düşü vardır ya; insanların mutlu mesut, birbirine saygı-sevgide kusur etmeyerek yaşadığı, birbirleri üzerinde çıkar sağlamak peşinde koşmadıkları, suç seviyesinin düşük olduğu, toplumun gerçek hak ve hürriyetlerinin öncelendiği o ulus düşü... İşte o düşe ulaşmak hakkındaki tüm ümitsizliklerimizi, yaşanmış örnekler eşliğinde, ruhumuzdan paketleyip bir daha ulaşamayacağımız yerlere postalıyor gibi bu kitap.
Tüm yozlaşmışlıkların ve düzensizliğe sebep olan her detayın -balık kılçığı ayıklar gibi- daha iyi bir bugün, daha iyi bir gelecek için ayıklandığı bir ülkede; toplumda tüm bu yanlışların tekrar yer etmesine izin verilmeyecek şekilde bir toplum programlamasının serüveni...
Bir sistemi düzenlerken sadece tek bir yönden sistemi ele almamız üzerinde çalıştığımız sistem reformunun elimizde patlamasına, hatta o tek yönün dahi eksik bir düzene kavuşmasına sebep olur. Çünkü bütünün her parçası birbiriyle sürekli etkileşim halindedir ve bu sınırsız etkileşim sürecini hesaba kattığımızda bütünün her noktasına temas etmediğimiz sürece sistemde mutlak bir iyileşmeden bahsedemeyeceğimizi açık bir şekilde görürüz.
Buna karşın işe bir noktadan başlamak ve sonrasında kapsamı usulca genişletmek gerektiği de bir gerçektir. Her sürecin aşamaları vardır. Birden tüm işi atlarsanız, süreci doğru yönetemez ve hüsrana uğrarsınız.
Tüm bunlar ele alındığında Finlandiya'nın toplumsal iyileşme sürecinde ne kadar büyük çaplı ve ne kadar profesyonelce bir toplum