Zweig’in psikolojik çözümlemelerde bu denli başarılı olmasının kaynağını sorgularken öğrendim ki en çok etkilendiği ve yakın temas kurduğu kişi Sigmund Freud’muş.Kitapta kişinin ruhsal yaşantısını ilmek ilmek ustaca işlemiş ve okura aktarmış. Aylarca Nazilerin işkencesine maruz kalmış bir adamın psikolojik savaşını anlatırken kişiye empati kurdurtmadan edemiyor.Betimlemelerle olayın içinde kendinizi bulmanız ise an meselesi. Tavsiye tabi ki ediyorum bir satranç sever olarak.....
Kısa ama içinde birçok güzellik barındıran bu klasik roman, satrancın insana etkisini herkesten farklı bir bakış acısıyla okuyucuya çok akıcı biçimde aktarıyor.. Okumaktan büyük keyif aldım. Siz de alırsınız..
İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. Bekler ,bekler ,bekler şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan tek başına kalır. Yalnızdır. Yalnız.
Zweig’ın savaş yıllarında kaçmak zorunda kaldığı Adolf Hitler’den, bir başka savaş alanında aldığı intikamı anlatır. En azından bunu anlattığına dair bir yaklaşım var ki bu yaklaşımla kitabı okumak, keyfini en az iki kat artırıyor; tabii savaş alanını satranç tahtası, yenilmez satranç şampiyonunu da Hitler Almanyası olarak görürsek. Psikolojik analizlerin bu denli başarılı olmasının, Zweig’ın da bu yaklaşımla yazmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Stefan Zweig
Zweig ile bu kitapla tanıştım. Kitabı ilk okuyuşumda üniversite 1.sınıftaydım, öğrenci topluluğumuz bünyesinde oluşturduğumuz kitap kulübümüzle seçmiştik. Kitabı satın almamıştım, 59 sayfalık bir pdf dosyasından okumuştum. Soluksuz bir okumaydı, tam 1 saat sürmüştü.
Zweig zeki bir yazar, olay örgüsü insanı bağlıyor. İkinci okuyuşum olan bu okumamda arkadaşımla okuduk. Kitabı birlikte almıştık, diğer 7 Zweig kitabımızla birlikte ortaklaşa... Artık güzel anılarımı barındıran bu kitabı arkadaşım benim kadar beğenmedi. Ben yine de tavsiye ediyorum. Çok vaktiniz yoksa ve bir hikaye okumak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz. Dr. B'nin dünyasından çıkmak istemeyeceksiniz.
Kitap bir takım ruhsal tahliller ve pek tabii öğrenim, uzmanlaşma metotları üzerine eleştiriler (ortaya serişler) içeriyor. Hayata güzel bir mola; Satranç.
Bu benim ilk kitap incelemem ve en sevdiğim yazarlardan biri olan Stefan Zweig'in intihar etmeden hemen önce yazdığı kitabı okudum bu seneki okuduğum 6. kitap :) Neyse fazla uzattım. Bu kitapta bir adam var (isminin yazılışını bilmiyorum yanlış bilgilendirmeyeyim) bu adama bir işkence türü uyguluyolar ve adamın konuşmasını sağlamaya çalışıyolar. O yalnızlık işkencesinin ortasında eline bir Satranç anlatan kitap geçiyo ve kendini oyalamak adına pisikolojisine zarar veriyo ve satranç zehirlenmesi yaşıyo. Herkesin okumasını önerdiğim ve akıcı olduğunu düşündüğüm bir kitaptır.
Dahice tasarlanmış, kurgusu harika olan bir hikayeyle karşı karşıyasınız. Okurken gerçekten kendinizi karakterler kadar heyecanlı ve bir sonraki hamleyi beklerken nefesinizi tutmuş halde bulabilirsiniz. Yazarın kalemi inanılmaz kuvvetli. Ayrıca Zweig'in intihar etmeden önceki son eseri olmasıyla beni ayrıca etkiledi. Mutlaka tavsiye ederim. Herkese iyi okumalar :)
Son dönemlerde kafa dinlendirmek için okuduğum en güzel kitaplardandı kitabın akıcılığı bağlantılarını gerçekten çok iyi işlemiş zevkle okudum okunmasını tavsiye ederim
Kitabı çök övdüler aldım gerçekten de övdükleri kadar var mıydı acaba diye düşündüm evet belki vardı. Şunu açıkça söyleyebilirim okuduğum en akıcı kitaplar arasında ilk sıralardadır. Ama öykü tarzında çok kısa bir hikaye. Olay da güzeldi ama dediğim gibi çok kısa nasıl desem böyle basit kalıyor biraz. Ama içerdiği mesaj çok önemliydi olay önemli değildi. Yazarın orada anlatmak istediği olaydan ziyade farklı şeylerdi. Onları burada yazmam yanlış olur sanırım. Okıyup görürsünüz genel olarak beğendim. 24 saat içinde bitti.
İlk olarak sesli kitap olarak dinlemiştim şimdi de okudum.Canlı ,sıcak duygularla yazıldığı o kadar belli ki ...Bir anda insanı sarmalayıp kahramanın yaşadığı hiçliğe götürüyor .Çaresizliğini,çığlıklarının duvarları aşamamasını,nefesinin nasıl kesildiğini hissedebiliyorsun.
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.