Kierkegaard'ın etik olanın dinsel olarak askıya alınması dediği şeyin sapkın bir uyarlamasını uygulamaya koyanlar, fundamentalist denilenlerdir: Tanrı'dan gelen bir görevle binlerce masum öldürülebilir...
Öyleyse bugünlerde niye dinsel (veya etnik) yoldan meşrulaştırılan şiddetin yükselişine tanık oluyoruz? Çünkü kendini post-ideolojik olarak algılayan bir devirde yaşıyoruz. Büyük kamusal meseleler artık kitle şiddeti (veya savaşı) için zemin oluşturmadığından ötürü, yani hegemonik ideolojimiz bizi hayattan zevk almaya ve benliklerimizi gerçekleştirmeye çağırdığından ötürü işkenceye ve başka bir insanın öldürülmesine karşı duydukları tiksinmeyi aşmak çoğu insan için çok güçtür.
Her siyaset gerçekliğin "teolojik" bir bakışı üzerinde temellenmekte kalmaz yalnızca, aynı zamanda her teoloji doğası gereği siyasidir, yeni bir kolektif alanın ideolojisidir.
İktidar (power), insanın sadece eyleme kabiliyetine değil, uyum içinde eyleme kabiliyetine tekabül eder. İktidar asla tek bir bireyin mülkünde değildir; bir gruba aittir ve grup bir arada bulunmaya devam ettiği sürece var olabilir.