youtube.com/watch?v=tfp_ZRY...
Hayvan sever, daha çok da kedi sever.
Kediler asla dağınık değildir, her şey onların istediği yerdedir.
Fazla kitap yoktur, az raf vardır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kalbimde Tanrı'ya karşı nefret besledim. O'nu seven her kadın ve erkek aynı zamanda O'ndan nefret eder, çünkü o sert bir Tanrı, kıskanç da. O neyse o; ve kötüler bu dünyada Cadillac arabalarıyla yollarda keyif sürerken O, ibadet edenlere ıstırap çektirerek karşılık veriyor. O'na iman etmek bile acıyla karışık bir mutluluk. O'nun iradesini yerine getiriyorum, ama içimdeki insan parçam O'na kalpten lanet etti.
Onun için değil, çalmak bazen iyi geliyor, kafasını boşaltıyordu. Ve kumsalda bir ateş varsa, mutlaka birinin gitar çalması gerekirdi. Bu, hayatın yazılı olmayan kurallarından biriydi.
Kıyamet Kitabı, ilk bakışta bir zaman yolculuğu hikâyesi gibi görünse de, özünde insanlığın en eski korkularından biriyle yüzleştiğimiz, okura kaçınılmaz kaybın hissini veren bir kurgu.
Connie Willis, Kıyamet Kitabı’nda zamanı ve zaman yolculuğunu bir macera alanı olarak değil, insan ruhunu sınayan, insanın karar mekanizmasının değişimini gösteren acımasız bir mesafe ve yolculuk olarak kullanır. Birçok zamanda yolculuk kitabında, filminde geçmiş bizlere romantik bir dekor gibi sunulur. “Geçmişi değiştirebilir miyiz?”, “Geçmişte bir kelebek öldürsem ne olur?” gibi sorularla bizi kurgunun içine alır ve bu şekil teknik paradokslar ile harmanlanır. Connie Willis ise bu alışagelmiş olan, artık rutinleşmiş yöntemlere hiç başvurmadan okuru gerçek bir geçmiş ile tanıştırıyor. Soğuğun, hastalığın, belirsizliğin, fakirliğin, cahilliğin ve ölüm korkusunun örülü olduğu gerçek bir geçmiş ile tanıştırıyor. Kıyamet Kitabı’nı da diğer zaman yolculuklarından farkı tam burada kendini gösteriyor. Tarihi bizlere kitap sayfalarındaki uzak olaylar olmaktan çıkarıp yaşayan insanların nefesine kadar hissettiğimiz güçlü tonlarda olan atmosferi içine alıyor.
Yine birçok kurguda zaman yolculuğu olduğunda bunun teknik tarafı okuyucuya ya da izleyiciye verilmek istenir. Michael Crichton’un Zaman Tüneli gibi yine çok güzel olan romanında nasıl ki bizlere zaman yolculuğunun fizikte olan muhtemel ihtimallerini anlatıp, bunlar neticesinde bulunduğunu okuduk isek Kıyamet Kitabı’nda ise bunun hiç önemli olmadığını fark ettim. Yani zaman yolculuğunun mümkünlüğü, ne şekilde bulunduğu açıklanmıyor. Kitabın vurgu yapacağı yer bu değil çünkü. Zamanda yolculuğun teknik tarafı arka planda kalıyor ve yerini daha ağır sorular alıyor. İnsan vücudunun bu yolculuğa ne şekilde