Puan vermedi·160 syf.··
2025 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 22:38
Yabancı’da ki karakterin o kayıtsızlığını önce sadece soğukluk gibi görüyordum. Tepki vermeyişini anlamlandıramıyordum. Ama Sisifos’u okuyunca Camus’nün ‘absürd’ dediği şeyi daha iyi anladım: hayatın anlamsızlığıyla yüzleşince insan otomatik olarak duygulardan kopuyor, her şey tekrara dönüyor. O karakterin kayıtsızlığı da tam olarak bunun yansımasıymış. O yüzden ancak Sisifos’la birlikte taşlar yerine oturdu.
Duygu ve Düşünce
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202311,3bin okunma
10/10
·96 syf.··
2025 10. kitabı
Bu kitabı okurken üniversite yıllarında bir derste satirik edebiyattan okumalar ve analizler yaparken karşılaştığım Jeanette Winterson adında bir yazarı hatırladım. Mine Söğüt’ün Ormandaki Kalpsiz Ceylan’ı ile Jeanette Winterson’ın masal-mit yeniden yazım geleneği, birbirinden farklı kültürel bağlamlardan çıksalar da aynı damar üzerinde buluşur: ikisi de çok iyi bildiğimiz bir hikâyeyi, dünyanın düzenini sorgulamak için yeniden kurarlar. Winterson, klasik anlatıların yapı taşlarını, kahraman, yolculuk, aşk, anne, baba, cinsiyet, kader, yerinden oynatarak toplumun “kaçınılmazmış gibi görünen” normlarını çözer. Söğüt ise masalı andıran ritmik dili, sembolik karakterleri ve karanlık orman metaforuyla benzer bir şeyi Türkçenin kültürel alanında yapar; ezeli bir masalı andıran bir hikâyeyi alır, içindeki güç ilişkilerini tersyüz ederek bugünün sistemini açığa çıkarır. Winterson’ın yazım tarzı daha keskin, deneysel ve ironik bir zeminde ilerlerken; Söğüt’ün dili büyülü gerçekçiliğe, ritüel anlatımına ve masalsı imgelerin duygusal gücüne yaslanır. Ancak ikisinin de amacı aynıdır: okura “hep böyle gelmiş hep böyle gider” denilen yapıları görünür kılmak, masalların içine gizlenmiş toplum düzenini deşifre etmek. Winterson bunu çoğu zaman cinsel kimlik, aşkın anlamı, beden politikaları ve bireyin kendi hikâyesini seçme hakkı üzerinden yapar; Söğüt ise güç, şiddet, kalpsizlik, masumiyetin kaybı ve ataerkil dünyanın yarattığı görünmez yıkım üzerinden. Her iki yazar da masalı bir kaçış alanı değil, bir teşhir alanı olarak kullanır. Masalın bildik motifleri, orman, mağara, kulübe, dönüşüm, yolculuk, yutulma, yeniden doğuş, artık çocukça bir dünyanın aksesuarı değil, gerçek dünyanın işleyişini çıplaklaştıran araçlara dönüşür. Winterson karakterlerini sürekli dönüştürerek kimliğin
Edebiyat
Ormandaki Kalpsiz CeylanMine Söğüt · Can Yayınları · 2025441 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
gerçek orada bir yerde
9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 23:37
Farah Yurdözü Her zaman ilgiyle takip ettiğim, bilgisine güvendiğim ve her anlattığını heyecanla izleyip dinlediğim harika bir araştırmacı ve yazar. Umarım bir gün şahsen de tanışma şansım olur. Bu kitabı çıktığında da heyecanla ilk sipariş verenlerden olmuş olabilirim. Hemen 1000k platformuna girip kitabın sistemde olup olmadığına baktığımda henüz yoktu ve istekte bulundum sağolsunlar hemen eklediler. Kitabın ilk incelemesini yapacak kişi olmak da benim için ayrı bir heyecan verici. Kitaba gelirsem içeriği kesinlikle sıradan bir Ufoloji içeriği değil. Hayal, kurgu hikaye vs hiç değil. Farah hanım zaten bu klasik bakışın ötesine geçip gerçekleri bulup bizlere paylaşmayı arzu eden biri olarak ufo dediğimiz olgunun temelinde geçmişten günümüze gelen mitler, anlatılar, efsanevi varlıklar ve bunların ufolarla benzerliklerini tarafsız şekilde anlatmış. Bu illa böyledir diye bir kanıtlama çabasına girmeden objektif şekilde bilgiyi okuyucularına sunmuş. Özellikle okuduğum bazı şeyleri ilk kez duyduğumu, bir süre sonra kitabın her noktasında söylenenlerin altını çizmeden duramadığımı söyleyebilirim. Özellikle Dulce üssünü bilmiyordum. Ayrıca Anunakilerin Reptilian olduklarını da. Yani bugüne dek yüzeysel kaldığım konularda daha derin bilgi sahibi oldum. Anlatımı kesinlikle akıcı, ve merak uyandırıcı. İçerik sistematik şekilde düzenli başlıklarla aktarılmış. Dünyadan ve Türkiye'den ufo karşılaşmaları, yaşanan kaçırılma olayları, Dulce üssünde olanlar ve tanıkların anlattıkları, özellikle şehrin ortasında birçok tanıkla kaçırılan bir kadının yaşadıkları beni çok etkiledi. Ufo konusuna ilginiz varsa ve new age akımlarının etkisi dışında kalarak, reel bir bakış açısıyla arka planında gerçeklerin ne olabileceğini öğrenmek istiyorsanız kesinlikle bu kitabı Ufolar, Uzaylılar ve Reptilian Irk
1000k
Ufolar, Uzaylılar ve Reptilian IrkFerah Yurdözü · Wizart Yayınları · 20254 okunma
8/10
·64 syf.··
2025 41. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 23:00
Gogol’un “Burun” hikâyesi, daha ilk sayfalardan itibaren insanı absürdün içine çeken, şaşırtıcı olduğu kadar da düşündüren bir anlatıya sahip. Hikâye, berber İvan’ın sabah kahvaltısı için ekmeğini keserken ekmeğin içinden bir burun bulmasıyla başlıyor. Karısının “Kimi kestin Allah’ın cezası!” diye söylenmesinden tut, İvan’ın bu burunun aslında Binbaşı Kovalyef’e ait olduğunu fark edip paniğe kapılmasına kadar her detay, Gogol’un alaycı üslubunun güçlü bir yansıması. Diğer tarafta ise Kovalyef’in kendi ağzından başlayan bir anlatı var. Bir sabah uyanıyor ve burnunun yerinde adeta “lavaş gibi dümdüz” bir boşluk olduğunu fark ediyor. İşte o noktada hikâyenin absürtlüğü zirveye çıkıyor. Kovalyef burnunun peşine düşüyor; her yere haber salıyor, hatta gazeteye ilan vermeyi bile düşünüyor. Üstelik bir de bakıyor ki burnu, kendisinden daha yüksek rütbeli bir memur formunda şehirde dolaşıyor! Bu noktada ister istemez düşünüyorsun: Gogol bize ne anlatmak istiyor? Ben okurken şunu fark ettim: Kovalyef aslında burnunun değil, toplum içindeki “imajının” peşinden koşuyor. Burnunun kaybı, onun için saygınlığının kaybolmasıyla eşdeğer. Gogol burada insan egosunu, makam ve rütbeye duyulan hastalıklı saygıyı, dış görünüşün abartılı önemini hiciv şeklinde yüzümüze vuruyor. Evet, hikâye absürd; hatta bazı yerlerinde tamamen anlamsızmış gibi geliyor. Ama tam da bu anlamsızlığın içinden çıkarılan anlam güçlü. Yine de benim için aşırı derinlik yüklediğim bir hikâye olmadı. Fakat okuduktan sonra bir süre düşündüren, insanı gülümsetirken hafifçe sarsan bir anlatıydı. Kısa ama etkili, eğlenceli ve düşündüren bir Gogol deneyimiydi.
BurunNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 20177,1bin okunma
Godot’yu Beklerken
Puan vermedi·124 syf.·
2025 207. kitabı
Hiçbir şey olmuyor ama çok şey oluyor. cümlesini sahneye taşıyor Samuel Beckett , insanın dünyaya gelişini çağrıştıran bir yalnızlık ve çaresizlik iklimini görünür kılıyor. Sahnenin ışıklarında iki insanın yorgun yüzünü aydınlatıyor. Vladimir ile Estragon’un diyalogları kırılgan fakat dirençli bir bekleyişin verdiği, sessizlik yazdığı bölümler kelimelerinden çok daha fazla oyunun dokusunu oluşturuyor, bu bekleyişte zamanın ağır ağır aktığı o tuhaf atmosfere davet ediyor. İki ana karakter, tek sahne, tıpkı hayat gibi, bekleyişin insanın ruhuna yansıyan dokusunu işliyor. Sahneden çok hayatın panoraması gibi bir kesit sunuyor godotyu beklerken, zaman büyük olaylarla değil, küçük anlarla, tekrarlarla, aynı yerde durup yeniden düşünmelerle akıyor. Vladimir ve Estragon’un sahnede yaptıkları tam da bu konuşarak oyalanmak, vazgeçip tekrar tekrar denemek, bir şey olacakmış gibi hissedip sonra hiçbir şey olmadığını görmek, İnsanların gündelik yaşamda hissettiği belirsizlik, oyunla birlikte somut bir havaya dönüşüyor. Sahneye arada başka yüzler gelip geçiyor, tıpkı hayatta karşımıza çıkan ve bir süre kalıp sonra uzaklaşan insanlar gibi, güç, bağımlılık, yalnızlık ve unutkanlık üzerine kısa anlar beliriyor ama asıl mesele hep aynı kalıyor, beklemek ve bu bekleyişin içindeki insan hali. Oyunun en ironik ve absürt yanı da kesin bir cevap vermemesi, tıpkı hayatın çoğu zaman yapmadığı gibi. Ama beklemenin bıraktığı duygu, perde kapandıktan sonra bile sürüyor. Bu metni okuyup sahne yorumunu izledikten sonra, insanın varoluşunun ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar inatçı olabildiğini hatırlatan bir duygu kalıyor. İnsanın iç sesiyle kurduğu hesaplaşma bazen komik, bazen hüzünlü, bazen de açıklaması zor bir ağırlık taşıyor. Hayat gibi, oyun gibi. Herkese keyifli
Düşünce
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma
Puan vermedi
Okuması çok keyifli, sahne geçişleri baş döndürücü ve yazarın kelime seçimlerinin muazzam olduğu eser. Absürd detaylar özellikle yazarın bulunduğu çağ ve çağın siyasal fikir akımları göz önünde bulundurulduğunda sadece keyifli birer analojik imge haline geliyor. Özellikle “… olayın şu yanları kötü veya zararlı ama…” şeklindeki her cümlemizdeki bariz tehlike bu eserde müthiş bir biçimde yansıtılıyor.
GergedanEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 2023252 okunma