Boşluğun Çocukları ve Yeni Tanrılar...
Puan vermedi·136 syf.··
2025 205. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2025 12:54
Cioran’ın “Yeni Tanrılar”ı, onun düşünce serüveninde özel bir yerde duruyor. Çünkü bu kitapta Cioran yalnızca insanın umutsuzluğunu anlatmıyor; insanın inanç üretme zorunluluğunu, Tanrı’ya ihtiyaç duyduğu kadar Tanrı’nın yokluğuna da ihtiyaç duyan çelişkili doğasını ortaya koyuyor. “Tanrı öldü” cümlesinin aslında bir son değil, yeni bir başlangıç olduğunu; boşalan tahtın asla boş kalmadığını anlatıyor. İnsan, anlamdan kaçarken bile anlam icat eden bir varlık. Cioran tam da bu paradoksu kazıyor. “Yeni Tanrılar”ı okurken, modern insanın kendini özgür sandığı her alanda aslında yeni bağımlılıklarını nasıl kutsallaştırdığını görüyorsun. Dinin yerini ideolojiler alıyor, ideolojilerin yerini liderler, liderlerin yerini kimlikler ve tüketim ritüelleri… Cioran’a göre insan, inanmayı bırakamıyor; yalnızca inandığı nesneleri değiştiriyor. Böylece kitap, sadece din eleştirisi değil; insanın kendine bakma biçiminin eleştirisi haline geliyor. Cioran burada alıştığımız karamsarlığını sürdürüyor ama bu karamsarlık, sıradan bir “her şey boş” söylemi değil. Daha derin, daha incelikli bir çözümleme. İnsanın kendi içindeki boşlukla yüzleşmekten kaçışını, bu kaçışı yeni kutsallar uydurarak gizleyişini anlatıyor. Bu yüzden kitap, yalnızca felsefi bir metin gibi değil; yer yer insan ruhunun röntgen filmi gibi okunuyor. Okurla tartışmıyor, onu ikna etmeye çalışmıyor; ona içinde sakladığı bulanıklığı gösteriyor. “Çürümenin Kitabı” ile karşılaştırıldığında ise fark daha net. “Çürümenin Kitabı” daha şiirsel, daha metafizik ve daha sert. Adeta ruhun içine çakan bir şimşek gibi. “Yeni Tanrılar” ise o şimşeğin ardından gelen uzun, düşünceli sessizlik gibi. Yıkımdan sonra geriye kalan enkazın arasında yürüyüp, “Peki şimdi biz bu enkazla ne yapıyoruz?” sorusunu soruyor. Daha düşünsel, daha
1000Kitap
Yeni TanrılarEmil Michel Cioran · Redingot Kitap · 2019533 okunma
Puan vermedi·110 syf.·
2025 44. kitabı
Güneş, deniz ve uçsuz buçaksız bir kayıtsızlık... ​Sevgili kitap dostlarım, hepinize merhaba! ​Bugün sizlere Albert Camus’nün kült eseri "Yabancı" ile geldim. İtiraf etmeliyim ki, sanırım bu zamana kadar yazdığım yorumlar arasında beni en çok zorlayanı bu oldu! Benim gibi felsefi okumalara uzak biriyseniz bu eser size ben şimdi ne okudum diye düşündürebilir ​Eser, başkarakterimiz Meursault’nun bakış açısıyla bizlere sunuluyor. Oldukça sade ve akıcı bir dile sahip olsa da, bu sadeliğin altında devasa bir "kayıtsızlık" yatıyor. Öyle ki bu hissizlik, Meursault’nun yaşamdan hiçbir beklentisi olmadığını, hayatı sadece tükettiğini hissettiriyor. Bir şeyler var oluyor evet; ama bu var olanlar onun için hiçbir anlam ifade etmiyor. Olsa da olur, olmasa da... Yaşasa da olur, ölse de... ​Okurken özellikle bir kısım vardı ki (spoiler olmasın diye detay vermiyorum), "Bu kadar da umursamaz olunmaz ki!" dedim kendi kendime. Yer yer düşüncelerine ve davranışlarına anlam veremedim. Hatta bir sahnede "Neden böyle yaptı şimdi?" diyerek, bir yeri kaçırıp kaçırmadığımı sorguladım. ​Meursault, adeta akan bir nehrin içinde akıntıya ters yüzen bir balık misali; toplumsal normlara, beklenen duygulara ve "gerekliliklere" ters düşerek kendine ve dünyaya yabancılaşmış. ​Aslında bir yandan, kendisini insanların isteklerine göre değiştirmemesi, kabul görmek için karakterinden ödün vermemesi takdire şayandı. Ancak bazen bir şeylerde aşırıya kaçmak fayda değil, yıkım getiriyor. ​
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·303 syf.··
2025 31. kitabı
Veba, sadece bir salgın hikâyesi değil; insanın felakete ne kadar hızlı alışabildiğini anlatan rahatsız edici bir roman. Başta herkes olan biteni küçümsüyor, sonra korku sıradanlaşıyor, ölümler sayıdan ibaret hale geliyor. Asıl ürkütücü olan da bu zaten. Dr. Rieux bir kahraman gibi çizilmiyor. Umut ettiği için değil, başka türlü yaşayamayacağı için mücadele ediyor. Camus burada büyük laflar etmiyor; “iyi olmak” dediği şey, sadece seyirci kalmamaktan ibaret. Kitap boyunca en baskın duygu korku değil, ayrılık. Sevdiklerinden uzak kalmak, beklemek, alışmak… Veba bitse bile Camus uyarıyor: Kötülük hep var olacak. Ama yine de insan, insan kalmayı seçebilir.
1000Kitap
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
《 Y A B A N C I 》
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 88. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 08:16
Albert Camus, Yabancı romanıyla kendi felsefesini kurgulamıştır. Nedir yazarın felsefesi? Absürdizm, yani insanın hayat karşısındaki anlam arayışıyla, bu arayışa cevap alamaması karşısındaki uyumsuzluktur. Yazara göre hayattan bir şeyler beklemek ve emek vermek saçmadır, absürddür. Ona göre insan bu durumu kabul ederek, dayatmalara da baş kaldırarak bilinçli, dürüst ve özgür yaşamalıdır. Yazar kitabına Yabancı ismini vererek, baş karakterimiz Meursault’nun toplumun dayatmalarına karşı kayıtsızlığını ve mesafesini simgelemiştir. Kitap son derece sade bir olay örgüsüne sahiptir. Olaylar Meursault’nun dilinden anlatılır ama karakterimiz sanki kendi duygularına bile yabancıdır. Kurguya, kayıtsızlık ikliminin sardığı bir yabancılık hâkimdir. Buradaki kayıtsızlık bir reddediş gibi görünse de bir idrak yorgunluğu da olabilir diye düşünüyorum. Dostoyevski der ya: "Yemin ederim, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır..." Aynen bunun gibi, anladığını ama anlaşılmadığını hisseden bazı insanlar, bir süre sonra kayıtsızlık moduna geçerler. Meursault'nun kayıtsızlığı, bir çarkın dişlileri arasına sıkışmış bir kağıt parçası gibidir. Kayıtsız insan acının keskinliğini duyar ama sahiplenmez. Meursault’nun annesinin ölüm acısını sahiplenmediği gibi. Böyle insanlar için güneşin doğuşu mucize değil, sadece bir gök olayıdır. Birinin vedası bir boşluk, birinin gelmesi ise orada olan bir fazlalıktır. Yani buradaki kayıtsızlık, sessiz, yankısız bir oluş gibidir. Meursault, kendisiyle ilgili olan tüm olaylara, sanki pencere ardından bakar gibi davranır. Yazar, betimlemelerini yazarken kayıtsızlığı satır aralarına dağıtır. İşlenen cinayet bir husumet dolayısıyla değil; güneşin rahatsızlık vermesi sebebiyledir. Cinayet de güneş de burada bir metafordur. Güneşin göz kamaştırması ve
Edebiyat & Roman
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 06:41
Anlatılanların arkasında, Freud’la başlayan ama orada kalmayan bir düşünce yolu var. Freud’dan gelen bilinçdışı fikri hissediliyor; fakat mesele sadece bastırılmış dürtüler değil. Rüyalar, Jung’da geçmişin tekrarı olmaktan çıkıp anlam arayan bir dile dönüşüyor. Semboller, mitler, ortak imgeler bu yüzden bu kadar merkezde. En sevdiğim tarafı, bir şey öğretmeye çalışmaması. Okuyana hazır cevaplar sunmuyor, açıklamaları kapatıp geçmiyor. Herkesin kendi payına düşeni alabileceği bir alan bırakıyor.
Carl Gustav Jung - Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan UyanırÖzlem Küskü · Destek Yayınları · 20204,103 okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 136. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 13:47
Gizlenen 2035 yılından kapısını açıyor bizlere. Beklenen büyük İstanbul Depremi gerçekleşmiş ve yardım adı altında uluslararası güçler İstanbul'a doluşmuştur. İstanbul savaş gemileri ve askerler ile dolup taşarken birde tarihi yapıları ülkeden kaçırma derdine düşülmüştür. Özellikle Mimar Sinan'a ait eserler. Labirentlerde, gizli tünellerde taşlara kazınmış gizli ismin peşine düşülmüştür. Arif Ergin 'in ilk kitabı olan Tekvin'de karşımıza çıkan Kenan Ruzly, burada karşımıza bir kaçak olarak çıkıyor. Kenan yine kendini bir anda olayların içinde buluyor ve soluksuz bir macera başlıyor. Yapay zekanın, bilim, felsefe, mitler, tarih, matematik, din, uluslararası güç dengeleri, mimarlık gibi konularının iç içe geçtiği hikaye de baştan sona soluksuz bir macera sizi bekliyor. Konusuna dair bir şey anlatmak istemiyorum çünkü en ufak bir ipucu okuma zevkinizi kaçırabilir. Ülkemizden de böyle tam haliyle kurgulanmış metinlerin çıkmasına bayılıyorum. O kadar zevkle okudum ki, kusurları varsa bile sorun etmiyorum. Bu şekilde örnekler çoğaldıkça bizler çok daha muntazam kurgulanmış metinlerle buluşacağız diye düşünüyorum.
Edebiyat
GizlenenArif Ergin · İthaki Yayınları · 2025491 okunma