Kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir kadının karşısına tüm dünya dikilirse ne olur?
19.yüzyıl İngiltere’sinde, kadına yönelik baskının ve tutuculuğun hâkim olduğu Victoria döneminde geçen
Sevgili kitap dostlarım, uzun bir aradan sonra hepinize merhaba!
Bugün, okurken her sayfasında kalbimin ayrı sızladığı bir kitabın yorumuyla geldim: Alexandre Seurat Sakar.
**Cumhuriyet Ankara’sına Nostaljik Bir Yolculuk: Ayaşlı ve Kiracıları
**
Sevgili kitap dostlarım, hepinize merhaba!
Bugün sizlere, kalemiyle nihayet tanıştığım (biraz geç de olsa!) Memduh Şevket Esendal’ın o meşhur eseri "Ayaşlı ve Kiracıları" ile geldim.
Dokuz odadan oluşan bir pansiyon katı hayal edin. Her odada bambaşka fikir, yaşayış ve dünya görüşüne sahip bireyler... 7’den 70’e geniş bir yaş yelpazesi! Odaların daimi sakinleri olsa da sürekli bir sirkülasyon mevcut.
Bizler bu dar alanda; kiracıların birbirleriyle olan iletişimlerini, çıkar çatışmalarını ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal yapıyı adeta bir röntgen gibi izliyoruz.
MŞE'nin yalın dili, karakter derinliği ve okuyucuyu atmosferin içine çekme becerisi harikaydı. Bazı eski kelimeler olsa da dipnotlar akıcılığı bozmuyor. Özellikle ismi verilmeyen anlatıcı ile Dr. Fahri’nin dostluğu kalbimi çaldı.
Tek zorlandığım nokta, karakter sayısının fazlalığı oldu. Kimin kim olduğunu zaman zaman karıştırdım. Bir de kitaptaki bazı ilişkiler beni biraz huzursuz etti; ama dönemin gerçekliğini yansıtması açısından önemliydi.