okuyan hurafe

okuyan hurafe
@okuyanhurafe
İnstagram: Okuyan Hurafe
Okul Öncesi Öğretmeni
Okul Öncesi Öğretmenliği
395 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·626 syf.·
2022 38. kitabı
Kendi ayakları üzerinde durmak isteyen bir kadının karşısına tüm dünya dikilirse ne olur? 19.​yüzyıl İngiltere’sinde, kadına yönelik baskının ve tutuculuğun hâkim olduğu Victoria döneminde geçen bu ölümsüz eser, yazarının kendi yaşamından da derin izler taşıyor. Edebiyat tarihinin, kadın hak ve özgürlüklerine sahip çıkan ilk isyankâr romanlarından biri... ​Küçük yaşta hem annesiz hem de babasız kalan bir kız çocuğu düşünün. Hayat onu bir kez daha vurup, sığındığı dayısının ölümünün ardından kendisini hiç sevmeyen bir yengenin himayesinde sevgisizlikle bırakırsa ne olur? ​Jane, katı kuralları olan yatılı bir okulda, adeta bataklıkta açan bir nilüfer çiçeği gibi hayata tutunmayı ve kendini yetiştirmeyi başarıyor. Ancak zamanı geldiğinde o güvenli duvarları yıkıyor; yabancısı olduğu dünyaya adım atarak kendi macerasına kapı aralıyor. ​Mürebbiye olarak iş bulduğu malikânede karşılaştığı gizemli olaylar ve karanlık sırlar onu olgunlaştırırken; hayat ona aşkı, şüpheyi ve hayal kırıklığını da aynı anda tattırıyor. ​Gelelim benim kitaba dair eleştirime: (Hafif sitem barındırır!) Kitabı her ne kadar çok sevsem de Bay Rochester'ın bir yerde Jane’e karşı olan tutumu beni inanılmaz kızdırdı! Sonucu her ne olursa olsun, Jane’e kendini olabildiğince şeffaf anlatmalıydı. Jane, girdiği yolun aslında başında gördüğü gibi aydınlık olmadığını ve onu bazı zorlukların beklediğini bilmeyi hak ediyordu. ​Eğer siz de "Bir aşk romanı okumak istiyorum ama sadece aşk olmasın; içinde gurur, gizem ve güçlü bir duruş da barındırsın" diyorsanız, Jane'in özgürlük ve kendini bulma yolculuğuna kesinlikle ortak olmalısınız. ​ Peki siz Jane Eyre’i okudunuz mu? Sizce Rochester sırlarını saklamakta haklı mıydı, yoksa Jane’e haksızlık mı etti?
1000Kitap
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·109 syf.·
2026 9. kitabı
Sevgili kitap dostlarım, uzun bir aradan sonra hepinize merhaba! ​Bugün, okurken her sayfasında kalbimin ayrı sızladığı bir kitabın yorumuyla geldim: Alexandre Seurat Sakar. ​Yazar Alexandre Seurat, bu eseri 2009 yılında Fransa’da yaşanan gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme almış; hatta bu sarsıcı hikaye 2019 yılında beyaz perdeye de taşınmış. Olayın gerçekliği bir yana, merkezinde bir çocuğun olması beni derinden etkiledi... ​Sadece dünyaya getirmekle anne baba olunur mu? Bir eve doğan dört can... Ve bu dört kardeşten yalnızca biri, sırf dünyaya geldiği için doğumundan itibaren sistematik bir ihmal ve istismara uğruyor. Hangi yaşanmışlık, hangi öfke bir çocuğa bu zulmü reva görür? Küçücük bir canın kendini korumaya gücünün yetmemesini anlıyorum; ancak ondan katbekat büyük yetişkinlerin bu masumiyeti koruyamaması kadar acı bir şey yok. ​Diana... Tek suçu böylesine vahşi bir ortamın içine doğmak olan masum bir melek. Her şeye ve herkese rağmen solmayan gülüşünü söndürdüler; o küçücük bedeni betonların arasına hapsettiler ve sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşamlarına devam ettiler. ​Okurken defalarca sordum kendime: Neden yalnızca Diana? Neden daima Diana? Kolluk kuvvetlerinin, öğretmenlerin ve devlet yetkililerinin gücü bir çocuğu korumaya nasıl yetmez? Farklı kişilerce tutulan notlar, raporlar ve analizler nasıl olur da görmezden gelinir? Bir çocuk dünyaya neden sığdırılamaz? ​Diana’nın nefes aldığı yıllardan daha uzun süren acıları, ilk kez teyzesi tarafından fark edilmişti. Fark edilmişti edilmesine de onu korumaya yetmemişti. Sonrasında onu gören herkesin kolayca sezdiği bu istismara neden kimse "dur" diyemedi? ️ Bir çocuğun sorumluluğu yalnızca onu dünyaya getirenlerde midir, yoksa yaşanılan toplumun tüm fertlerinin sorumluluğunda mıdır? ​Bu kitap
1000Kitap
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
9/10
·256 syf.·
Beğendi
·
2026 11. kitabı
**Cumhuriyet Ankara’sına Nostaljik Bir Yolculuk: Ayaşlı ve Kiracıları ** ​ ​Sevgili kitap dostlarım, hepinize merhaba! ​Bugün sizlere, kalemiyle nihayet tanıştığım (biraz geç de olsa!) Memduh Şevket Esendal’ın o meşhur eseri "Ayaşlı ve Kiracıları" ile geldim. ​ ​Dokuz odadan oluşan bir pansiyon katı hayal edin. Her odada bambaşka fikir, yaşayış ve dünya görüşüne sahip bireyler... 7’den 70’e geniş bir yaş yelpazesi! Odaların daimi sakinleri olsa da sürekli bir sirkülasyon mevcut. ​ Bizler bu dar alanda; kiracıların birbirleriyle olan iletişimlerini, çıkar çatışmalarını ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki toplumsal yapıyı adeta bir röntgen gibi izliyoruz. ​ ​MŞE'nin yalın dili, karakter derinliği ve okuyucuyu atmosferin içine çekme becerisi harikaydı. Bazı eski kelimeler olsa da dipnotlar akıcılığı bozmuyor. Özellikle ismi verilmeyen anlatıcı ile Dr. Fahri’nin dostluğu kalbimi çaldı. ​ ​Tek zorlandığım nokta, karakter sayısının fazlalığı oldu. Kimin kim olduğunu zaman zaman karıştırdım. Bir de kitaptaki bazı ilişkiler beni biraz huzursuz etti; ama dönemin gerçekliğini yansıtması açısından önemliydi. ​
Edebiyat
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Can Yayınları · 20249,3bin okunma
7/10
·309 syf.·
Beğendi
·
2026 13. kitabı
"Sadece korkaklar onları seven insanlara ihanet ederler." ​Selam kitap dostlarım! ​Bugün, keşfetimde sık sık karşılaştığım ama hakkında derinlemesine yorum okumaktan kaçındığım o meşhur kitapla geldim: Sessiz Hasta. ​İyi ki de yorumlara bakmadan, sadece içgüdülerimle başlamışım. Çünkü büyük bir beklentiyle okusaydım hayal kırıklığına uğrayabilirdim; ancak beklentisiz başladığım bu yolculuk beni harika bir finale çıkardı. ​Peki, ne anlatıyor bu Sessiz Hasta? Hikaye, kocasını öldürdükten sonra tek kelime etmeyen ünlü bir ressam ile onun sessizliğini bozmaya kararlı bir psikoterapistin etrafında şekilleniyor. ​Neleri sevdim, neleri sevmedim? Kitap "gerilim" kategorisinde olsa da bence gerilimden ziyade merak duygusu hakimdi. Yazarın kurgusal oyunlarını son ana kadar fark ettirmemesi dâhiceydi! Bunu fark ettiğim andaki şaşkınlık beni gülümsetti. Finalin metaforla sonlanarak biz okuyucuya bırakılması keyifliydi. Gerilim filmi izliyormuşum hissi uyandırdı. ️ Bazı karakterlerin kurgudaki yerini tam oturtamadım (bu yorumu yazdıktan sonra belki kafamızı karıştırmış olmak için yerleştirildiklerine karar verdim), birkaç nokta karanlıkta kaldı. Ayrıca adalet her zaman yerini bulmuyor; olan yine en masuma oluyor... ️Yer yer +18 içerikler barındırdığını da küçük bir uyarı olarak ekleyeyim. ​​Zihninizi yoracak, gizem dolu bir "kim yaptı?" hikayesi arıyorsanız bu esere mutlaka şans verin. Okuduğum kitaplara ve kitap önerilerim için instagramda: okuyanhurafe isimli hesabı takibe alabilirsiniz!
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,6bin okunma
3/10
·104 syf.·
2026 12. kitabı
__Eğer hassas bir mideniz varsa dikkatli olun! __ Sevgili kitap dostlarım, hepinize merhaba! ​Bugün sizlere büyük bir merakla başladığım ancak beklentilerimin uzağında kalan bir kitaptan bahsedeceğim: Jean Teulé’den Dansa Davet. ​Bu kitap, geçtiğimiz aylarda okuma grubumuzdaki hediyeleşme etkinliğinde bir arkadaşımın armağanıydı; bu yüzden bendeki yeri çok özeldi ve doğru zamanı bekliyordum. Şubat ayında okuma listeme aldığım bu eserle nihayet tanıştım. ​Hikâyenin merkezindeki olayı (1518'deki dans salgınını) az çok biliyordum ve beni asıl meraklandıran da bu olmuştu. Ancak sayfalar ilerledikçe yazarın kullandığı detayların bu kadar mide bulandırıcı seviyeye ulaşacağını tahmin etmemiştim. Konu son derece etkileyici olsa da Jean Teulé’nin kalemindeki aşırı detaycı ve rahatsız edici yaklaşım, okuma zevkimi bir hayli zorladı. ​Belki Ramazan ayı ve yoğun ders tempomun getirdiği yorgunluğun bu süreci uzatması da etkilemiştir ama dürüst olmam gerekirse; Dansa Davet, genel anlamda beklentimin altında kalan bir bir deneyim oldu. ​
1000Kitap
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma