Artık ne mutlu ne de mutsuzum.
Her şey geçip gidiyor.
Bu zamana kadar yaşadığım, soğuk bir cehennemi andıran sözde "insan" dünyasında tek gerçek şey bu.
Her şey geçip gidiyor.
Kuyuya sarkan bir ip varsa ya düğümler kendini
asarsın ya da tırmanıp yukarıya çıkarsın. Seçenekleri bu ikısine indirdiğinde karar vermek nasıl da kolaylaşıyor değil mi? Demek istediğim, tırmanırken güçsüz düştüğünde, eklem yerlerini buzla ovalamayı lütfen ihmal etme Osman.
Olduğunu sandığı kişiye tutunup asla sınırlarının
dışına çıkamayan insanlar için üzülüyorum artık. "Ben
şöyle biriyim, ben böyle biriyim" diye boyuna konuşmalarına da tahammül edemiyorum. Hiç sınanmadıkları durumlarla ilgili kesin bir biçimde "Ben olsam şöyle yapardım" dediklerindeyse artık anlattıklarını hiç ciddiye alamıyorum. Hayat yeri gelince insanın ağzını burnunu öyle bir yamultur ki, feleğini şaşarsın. İnsan söyledikleri değil, yaptıklarıdır Osman.
Döllenme meselesinde en güçlü sperm yumurtaya
kavuşur şeklinde bence doğru olmayan bir inanış var.
Ben babamın en güçlü spermi olduğumu asla
düşünmüyorum. Kesin önümdeki çok daha güçlü kardeşlerimin başlarına hiç beklenmedik aksilikler geldi ve ben mecburiyetten oluştum. Büyük bir talihsizlik sonucu dünyaya geldim yani. Bu tongaya nasıl düştüm hayret ediyorum, hiç bilmiyorum Osman.
Ne zamandır ses çıkarmadım diye senden vazgeçtim
sanma, buradayım, bekliyorum Osman. Balkondaki çamaşırlığa mandalla kollarımdan asılmışım da orada öylece unutulmuşum gibi... Ben kurudum artık topla beni Osman.