Bütün bunlar - şimdi bilinene dönüşmüş olan bilinmeyen - üstünde tahminler yürüttüğüm geleceğin görkemli ve belirgin bir şimdiki zamana dönüşmüş olması, taşıyamayacağım kadar ağır yükler.
Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsıniz
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
--- demeğe de dilim varmıyor ama ---
kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!