-"Eğer benim fikrimi istersen Peter, sen hatayı şimdiden yaptın," dedi. "Bana sormakla. Herhangi bir kimseye sormakla. İşinle ilgili konuları asla başkalarına sormayacaksın. Ne istediğini kendin bilmiyor musun? Nasıl dayanabiliyorsun bilmemeye?"
-"İşte senin bu yönüne hayranlık duyuyorum, Howard. Sen hep bilirsin."
-"İltifatları boş ver."
-"Ama ben ciddi söylüyorum. Nasıl karar verebiliyorsun böyle her zaman?"
-"Sen kararları senin yerine başkalarının vermesine nasıl izin veriyorsun?"
Kendini boşa harcamış olur insan Dilediğine erer de sevinç duymazsa Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.
"Peter, karşına çıkan bu iki fırsat hakkında da neler düşündüğümü biliyorsun. Daha az kötü olanını seç. Güzel Sanatlar'da ne öğreneceksin? Yine Rönesans sarayları, yine operet dekorları. İçinde var olan her şeyi öldürecekler. Oysa sen arasıra iyi iş çıkarıyorsun... izin verirlerse. Eğer gerçekten bir şeyler öğrenmek istiyorsan, işe başla. Francon budala itin teki, ama en azından orada bina yapabileceksin. Kendi başına ortaya çıkmaya çok daha erken hazırlanabilirsin."
Bayan Keating, "Bazen Bay Roark bile mantıklı konuşabiliyor," dedi. "Kamyon şoförü diliyle konuşsa bile."
Etkili bir totaliter sistemi ya da aslında herhangi bir sistemi kurmak için kaldırdıklarınızın yerine başka çıkarlar ve özgürlükler sunmanız gerekir. En azından ayrıcalıklı bir azınlığa.
Eskiden insanların hizmetçiler çalmasın diye çayı kilit altında tutmaları gibi kilit altında tutuluyor İncil. Yangın çıkarıcı bir malzeme: Kim bilir İncil ile ne yaparız, maazallah elimize bir geçirsek ? Bize İncil'den bir şeyler okunabilir, Komutan tarafından, ama kendi başımıza okuyamayız. Başlarımız ona doğru dönüyor, hevesle bekliyoruz, sıra geldi uyku saati masalımıza.