Sevmek, sevmek istiyordu. Hayatında yalnız bu eksikti; fakat hayatta her şey bundan ibaretti: Sevmek, evet, bütün saadet yalnız bununla istihsal edebilirdi (elde edilebilirdi).
Bakınız size söyleyeyim, dünyada benim kadar kendisini uzun uzun dinlemiş, hislerinin muammasını (bilmecesini) benim kadar vuzuh (anlaşılırlık) ile görebilmiş bir kadına nadir tesadüf edebilirsiniz.
O hakikatte hiçbir şeyden eğlenmezdi. Bütün eğlence yerlerine koşardı, bütün gülünecek şeyleri arardı, ihtimal herkesten ziyade gülerdi; fakat eğlenir miydi? Eğleniyor görünüyordu, onun için eğlenmek, eğleniyor görünmek demekti. Bütün gülüşlerinin, eğlenişlerinin altında saklı bir can sıkıntısı vardı ki onu daima bir zevkten diğerine sevk ederdi.
Ah! Bu zarafeti sadelikte araştırmaya mecbur edip de alınamayan şeylerin acısını, gizli hüsranlarını saklamak için sahte bir teneffür (tiksinme) talim eden fakir hayat…