Korkaklığımın en kötü tarafını atmıştım üstümden. Yerine neşeli bir kıvılcım gelmişti. Kafeste beslenen bir kuş gibi olmayacağım diye düşündüm. Kafesin kapısı açıkken bile uçmayacak kadar aptal olmayacağım.
her şeyi, herkesi kaybetmişti. bütün bu kayıplar arasında en acısının Vuslat olduğunu hissetti. bu boşluğu doldurabilecek hiçbir şey yoktu. oysa Vuslat’ı hep bir gölge, loş bir ışık, duvarların renginde kaybolan bir eşya gibi görmüştü. ortadan kaybolsa da yokluğu anlaşılmayacak kadar sıradan bir eşya.. sevmek için zaman bulamamış, daha doğrusu hiç aramamıştı.