Susku ve karanlık hiç bu kadar ağır olmamıştı bu evde. Tüm dünyanın dehşeti duvarların arasında duran buz küpleriydi sanki. Yalnızca saat, yılmadan ilerlemeye devam ediyordu; bu demirden bekçi adım adım ilerliyordu ve kadın saatin attığı her adımla, yanındaki bu insanın, bu sevgili ve capcanlı insanın kendisinden biraz daha uzaklaştığının farkındaydı. Daha fazla dayanamadı, yataktan fırlayarak saatin sarkacını söktü. Artık zaman da yok olmuş, geriye dehşet ve susku kalmıştı. İkisi de sessiz ve uyanık bir vaziyette, yeni gün doğana kadar yan yana öylece yattı, üstelik ikisinin de yüreğinde bir aşağı bir yukarı gidip gelen tek bir düşünce mevcuttu.