Merve Eke

Merve Eke
@mmervekee
Pess
Uludağ Üniversitesi
62 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
8/10
·288 syf.··
2021 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 23:04
Tarih ve siyaset bilimi literatüründe tarafsız bir bakış açısıyla olayları anlamak isteyenlerin şüphesiz ilk duraklarından biri Halil İnalcık Hoca’nın eserleri olmalıdır. Bu kitapta Osmanlı’dan bağımsız bir Avrupa tarihi düşünemeyeceğimizi pek çok farklı noktadan bizlere kanıtlıyor. Leonardo Da Vinci’den Türk kahvehane kültürüne kadar uzanabilen örnekleriyle bana göre keyifli bir anlatımı vardı. Hatta küçük bir kısımda Atatürk inkılaplarına ve bugüne bile değinilmiş. Okuduğum makalelerde yer yer içimi bir gururun kapladığını fark ettim. Bunun yanı sıra eleştirilmesi gereken noktaların ustalıkla verildiğini ve göz ardı edilemeyeceğini de gördüm. Bu konulara ilgisi olanlara ve “doğru kaynaklardan öğrenmek istiyorum” diyenlere tavsiye ederim.
Tarih
Osmanlı ve AvrupaHalil İnalcık · Kronik Kitap · 2017541 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
5/10
·96 syf.··
2020 109. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2020 13:59
“Evet, biliyorum o yazarı ama hiç okuma fırsatım olmadı” dediğimiz yazarlar vardır. Gabriel Garcia Marquez, benim için onlardan biriydi. Başlangıç için kendime kısa bir kitabını seçmek istedim. Gerçekten de ne ara bittiğini anlamayacağınız bir kitap… İçeriğe gelecek olursam, öncelikle, yaşlanma hali ve psikolojisini çok iyi yansıtmıştı. Kitabın en değerli mesajı: Doksan yaşında da olsan âşık olabilirsin. Bu dünyadan âşık olmadan göçüp gitme idi ve buna şahit olmak son derece keyifliydi. Alt metinde genelev patroniçesinden bahsedilirken “asla ceza ödemezdi, çünkü evinin avlusu, validen tutun da belediyedeki en küçük şarlatana varana kadar tüm yerel yöneticilerin cennetiydi...” gibi açıklamalar dikkatimi çeken diğer şeyler arasında sayılabilir. Fakat kitaba az puan vermemin sebebi ana karakterimizin aşık olduğu kızın yaşıydı. On dört yaşında bir birey böyle bir kurgunun içerisinde nasıl muamele görürse görsün normal karşılanamaz. On dört yaşında bir kızın doksan yaşında birine körkütük aşık olması da güzellenemez.
1000Kitap
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201925bin okunma
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2020 108. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2020 15:00
1928 yılında yayınlanan Su Adamı, kesinlikle bir inceleme yazısı eklemeye değer. Belirtmek isterim: Yer yer sesli kitapla gitmenize olanak sağlayabilen bir eserdi. Kitabın ilk iki kısmında, yani neredeyse yüzde yetmiş beşinde; çocukluğumda okuduğum, beni anında içine alan, uçsuz bucaksız denizlerde akıl almaz maceralara çıktığımız kitapları hatırladım. Diğer incelemelerde de belirtildiği gibi, sanki Jules Verne rüzgarı esti Rusya’dan… Son kısmında ise “işte aslında gerçek bir bilim kurgu romanı” diyebildim, şüphesiz. Konulardan biri olan evrim teorisini zamanına bakarsak korkusuzca açıklamaya çalışmış, yazar. Karakterlerimizden biri Salvator, yaptığı deneyler ve yarattığı su adamı nedeniyle tanrıya karşı olduğu, günahkâr tefekkürlere götürebileceği, gücü az olanları yoldan çıkarıp inancı zayıf olanları kandırabileceği gerekçesiyle kilise ve bazı yargıçlar tarafından suçlu ilan edilmiştir. Oysa yaptığı şey ölmek üzere olan birinin alışılmışın dışında kurtarılışı ve insanın denizde de yaşamasını sağlama çabasıydı. İstemez miyiz, şimdi, denizde de yaşayabilmeyi? İnsanlar arasındaki ilk balık ve balıklar arasındaki ilk insan Ihtyandr ise, kendisini ne denize ne de karaya ait hissedemeyen, naif, ana karakterimizdi. Bir yunusun göğsünden süt içmeye kalkıştığında denizdeki tek dostları yunuslar tarafından dışlandı. İnsanların karşısına çıktığında ise özellikle görüntüsü sebebiyle “deniz şeytanı” olarak adlandırıldı. Bu tarz diğer eserlerde gördüğümüzün aksine, korkutucu olmak şöyle dursun, örneğin, karaya vuran balıkları ve denizyıldızlarını tek tek toplayıp denize tekrar kavuşturan iyilik dolu biri. Bazen biz de içinde bulunduğumuz ortamlara kendimizi bir türlü ait hissedemeyiz. Bu his çok rahatsız edicidir. Ihtyandr, beni tam da bu noktada sarmaladı diyebilirim. Uzun lafın
Edebiyat
Su AdamıAleksandr Belyaev · İthaki Yayınları · 20174,482 okunma