Ne diyordu Oğuz Atay, kimsenin yaşantısını beğenmedim, kendime uygun bir yaşantı da bulamadım... İşte. Martin Eden 'in özeti. Kendi sınıfından sıyrılmak ve üst sınıfa geçmek (bujuva) için ölümüne savaşırken, çıkmak istediği sınıfın da alt tabakadan bir farkı olmadığını görünce boşluğa düşen. Martin Eden...
"Aslında farkımızın olmadığını farkettim, sadece yediğimiz yiyecekler farklı, yasadiğımız mahalleler farklı, kıyafetlerimiz farklı gerisi gene aynıymış. Çürümüşlüğün içinde herkes, peki ya ben?"
Tek farklı olanın aslında kendisi olduğunu farkedince hayattan kopmaya başlayan Martin'in hikayesi... Martin popüler olmak istemedi, sadece orijinal olmak istedi, kendisi olmak istedi. Tam da burada hayatın ona göre olmadığını farketti..
" Çaresizilik içinde kıvranıp açlıktan kırılırken hiç kimsenin onu yemeğe davet etmediği o günleri hatırladı. Yemeğe esas o zaman, boğazından lokma geçmediği için halsiz düştüğü, kıtlık çekip kilo kaybettiği dönemde ihtiyacı vardı. İşin içindeki paradoks da buydu. Yemeğe ihtiyacı olduğunda kimse yardımına yetişmemişti ve şimdi, yüz bin öğün yemek satın alabilecek durumdayken, iştahını yitirmişken sağdan soldan yağmur gibi yemek daveti yağıyordu. Ama neden? Bunun adaletli bir yanı olmadığı gibi, buna değer bir şey yaptığı nı da düşünmüyordu. O farklı biri olmamıştı."(451)
"....O yüzden de şimdi Martin Eden olduğu ya da yazdıklarından dolayı değil, şöhret sahibi olduğu, bir yerlere geldiği ve -Neden olmasın?- yüz bin dolar civarında bir parası olduğu için davet ediyorlardı. Burjuva toplumunun insana değer verme biçimi buydu işte, o kimdi ki bunun farklı olmasını bekleyecekti? Ama gu- rurluydu. Böyle bir değer biçmeyi reddediyordu. Kendi olduğu için ya da ürettikleri için -neticede bu kendini ifade biçimiydi değerli görülmeyi