mmgoksl

mmgoksl
Okudukça cahilliğime şaşıyorum..
Eğitim Danışmanı
Yüksek lisans
İstanbul
İstanbul
273 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Alkestis'in Sessiz Çığlığı
10/10
·309 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 18:27
Alex Michaelides'in Sessiz Hasta romanını derse gidip gelirken metroda okuyordum ve bitirdiğimde, bir süre donakaldım. Sanki biri zihnimin içinden geçip tüm beklentilerimi ters yüz etmişti. Tam bir ters köşe oldum..Başından sonuna kadar öyle sürükleyiciydi ki, elimden bırakmak neredeyse imkânsızdı. Alicia Berenson'u ilk başta sadece travmatik bir olayın kurbanı olarak gördüm ama ilerledikçe bu sessizliğin ardında öyle güçlü bir anlatım olduğunu fark ettim ki, kelimeler kifayetsiz.. Kitabı okurken bir yandan suç ve travma üzerine düşünürken, diğer yandan insan zihninin karanlık köşelerine de tanık oluyorsunuz. Kim karanlik taraftar, kim aydınlık? Alex Michaelides'i ilk defa okudum ve dilini oldukça sade ama aynı zamanda çok etkileyic olduğunu söyleyebilirim. Gereksiz abartmalara, süslü betimlemelere girmeden, doğrudan duygulara ve olaylara odaklanması romanı daha da güçlü, roman karakterlerini daha etkili kılmış. Tempo hiç düşmüyor; tam bir psikolojik gerilim ustalığı. Ve en önemlisi, o final! Gerçekten her şeyi yerle bir eden, kitaba dair tüm bakış açımı değiştiren bir sondu. Dönüp baştan tekrar okuma isteği uyandıracak kadar çarpıcıydı."Sessiz Hasta" yalnızca bir cinayet romanı değil; aynı zamanda insanın kendine bile söyleyemediği gerçeklerle yüzleşmesi üzerine çok güçlü bir hikâye. Sessizlikle anlatılan bir çığlık adeta...
Psikoloji
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,7bin okunma
Reklam
insan olmanın dayanılmaz ağırlığı
10/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Matt Haig'in her bir kitabını okuduğumda onun insan psikolojisine, sosyal psikolojiye, toplumun bireye bakış açısına ve bireyin de toplum karşısındaki mücadelesini o denli müthiş anlatıyor ki hayranım yazara...İnsanlar'a gelince, dünyaya farklı bir gezegenden gelen bir varlığın gözünden insan olmayı, dünyayı, aşkı, sevgiyi, özlemi , acıyı, aidiyet hissini, empatiyi, kaygıyı kısacası insana yaşamının karmaşasını anlatan sıradışı ve içten bir roman bence. Her sayfasında hayatla, insanın hayatı bakış açısıyla, daha doğrusu bakamadığı açılarla ilgili derin analizler var. Eğer insan olmanın dayanılmaz ağırlığını okumak isterseniz müthiş bir kitap olur sizin için. Kemerlerinizi bağlayın ve uzaylı bir varlığın gözünden kendinizi izleyin..
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
Hiçbir şey değişmemiş!
8/10
·284 syf.··
2025 2. kitabı
Türk Edebiyatının ilk polisiye romanı olan Esrarı Cinayat 'ı 10.sınıftaki oğlum için aldım aslında. Malum gençlerin kitap okuması çok zor , okusalar da maalesef ise yaramayan kitaplar okuyorlar. MEB'in lise öğrencileri için tavsiye ettiği kitaplar listesinden seçtik ve ilk ben okudum. Okurken de okuduktan sonra da hayretler içinde kaldım. Neden? Çünkü bundan yaklaşık 150 yıl önce yazılmış polisiye kitabında gördüm ki hâlâ aynı sorunlar etrafında cebellesip duruyoruz. Eski tas eski hamam....!
Esrâr-ı CinayâtAhmet Mithat Efendi · Karbon Kitap · 20203,059 okunma
Sadece "kendi" olmak istiyordu...
Puan vermedi
Ne diyordu Oğuz Atay, kimsenin yaşantısını beğenmedim, kendime uygun bir yaşantı da bulamadım... İşte. Martin Eden 'in özeti. Kendi sınıfından sıyrılmak ve üst sınıfa geçmek (bujuva) için ölümüne savaşırken, çıkmak istediği sınıfın da alt tabakadan bir farkı olmadığını görünce boşluğa düşen. Martin Eden... "Aslında farkımızın olmadığını farkettim, sadece yediğimiz yiyecekler farklı, yasadiğımız mahalleler farklı, kıyafetlerimiz farklı gerisi gene aynıymış. Çürümüşlüğün içinde herkes, peki ya ben?" Tek farklı olanın aslında kendisi olduğunu farkedince hayattan kopmaya başlayan Martin'in hikayesi... Martin popüler olmak istemedi, sadece orijinal olmak istedi, kendisi olmak istedi. Tam da burada hayatın ona göre olmadığını farketti.. " Çaresizilik içinde kıvranıp açlıktan kırılırken hiç kimsenin onu yemeğe davet etmediği o günleri hatırladı. Yemeğe esas o zaman, boğazından lokma geçmediği için halsiz düştüğü, kıtlık çekip kilo kaybettiği dönemde ihtiyacı vardı. İşin içindeki paradoks da buydu. Yemeğe ihtiyacı olduğunda kimse yardımına yetişmemişti ve şimdi, yüz bin öğün yemek satın alabilecek durumdayken, iştahını yitirmişken sağdan soldan yağmur gibi yemek daveti yağıyordu. Ama neden? Bunun adaletli bir yanı olmadığı gibi, buna değer bir şey yaptığı nı da düşünmüyordu. O farklı biri olmamıştı."(451) "....O yüzden de şimdi Martin Eden olduğu ya da yazdıklarından dolayı değil, şöhret sahibi olduğu, bir yerlere geldiği ve -Neden olmasın?- yüz bin dolar civarında bir parası olduğu için davet ediyorlardı. Burjuva toplumunun insana değer verme biçimi buydu işte, o kimdi ki bunun farklı olmasını bekleyecekti? Ama gu- rurluydu. Böyle bir değer biçmeyi reddediyordu. Kendi olduğu için ya da ürettikleri için -neticede bu kendini ifade biçimiydi değerli görülmeyi
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Tıpkı hayat gibi..
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2024 00:38
Matt Haigh kalemine, düşünce biçimine, hayal dünyasına ve okuyucuyla olan duygusal bağlantısına hayran olduğum yazarlardan biri. Gece Yarısı Kütüphanesi ne kadar güzelse bu kitap da o kadar güzel, o kadar akıcı ve bir o kadar akılda kalıcı... Kitaptaki karakterlerle beraber 1600'lü yıllardan 1900'lü yıllara gidip gelmek gerçekten muazzamdı. Kitabı okumadım, adeta kocaman ekranda izledim. Ve kitaptaki şu paragraf her şeyi anlatıyor bence.. Tıpkı hayat gibi.. "Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa g rama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yüründüm? Neler den haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası, nasıl yaşardım?"
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,2bin okunma
Reklam