Tesadüfün bir oyunu ile ben de Makedonya'da III. ordu emrine verildim. Böylece benim kaderim de Enver'in kaderi ile birleşti. yani yeğenim Enver Paşa ile onun ölümüne kadar süren, birbiriyle daime karışarak yürüyen hayat yolculuğumuza başladık. Bu dalgalı, kanlı, hareketli kader birliğinden her zaman heyecan duydum.
Genç Türk ihtilâlini yapan subayların fikir ve mücadele bakımından yetişme yeri Rumeli hele Makedonya'ydı. 1908 ihtilalinden önce Makedonya Osmanlı İmparatorluğu'nun kan ve ateş içinde durmadan kaynayan kazanıydı.
"Oğlum Halil sen mert, dürüst bir çocuksun. Mühim bir istikbalin var. Bulunduğun Padişah mahkemesi şaka götürmez. Seni tekrar çağıracaklar. ifadende mahkemeye; bir gece şehzade Mecit Efendi'nin kayınbiraderi Zeki beyin geldiğini kendisini Mecit Efendi'nin gönderdiğini ve bu yabancıları sana şehzade tarafından onun getirdiğini söyle. Hemen serbest kalacaksın.
işi hemen anladım. bir vasıta olarak kurban edilecektik. Asıl suçlandırılmak istenen şehzade Mecit Efendi'ydi. Hülasa karışık bir düğüm içine düşmüştük. Ama buradan çıkmalıydık.