Ben kendisini samimi tesellilere muhtaç gördüm, ve öyle de hareket ettim. Vaziyetini bir taraftan Gazi Osman Paşa'nın Plevne'deki müdafaasına benzettim. Gerçi bu bir istila ordusunun öncüsüydü . Ama dize gelmiş düşmandan intikam almak bize yakışmazdı. Ona cesaret verici sözler söyledim. "generalim siz ordunuzun ve milletinizin şerefini tamamen muhafaza ettiniz. Siz harp esiri değilsiniz. Padişahımın ve Türk milletinin aziz bir misafirisiniz. Rus çarı yanında Osman Paşa ne muamele gördüyse, siz de bizim ülkemizde aynı muameleyi göreceksiniz.
General Townshend odasında, masasının üzerine koyduğu kılıcını ve iki tabancasını bana teslim etti. Bunları aldım. Ve tekrar kendisine uzatarak, "Uzun zaman şan ve şerefle kullanılan bu silahlar gene sahibine aittir," dedim.
General'in gözleri yaşardı. Silahları geri aldı.
Bu işler biter gibi olunca, maiyetimden 3. Alay Kumandanı Nazmi Bey'e8 bir bölük askerle Kut'a girmesini ve şehirdeki Arapların yağmalarını ve İngilizlere karşı çıkarabilecekleri rahatsızlıkları önlemesini emrettim. Kendim de bizzat Kut'a giderek General Towshend'i karargahında ziyaret ettim.
8 Nazmi Bey Cumhuriyet devrinde paşa ve Milli Savunma Müsteşarı oldu. (Burada bahsi geçen kişi Korg. Nazmi Solok'tur (1876-1956)- (H.N.)
Şahsıma teklif edilen 1 milyon İngiliz liralık çek işine gelince bunu ancak bir şaka, bir latife olarak telâkki ettiğimi, vaktiyle Rus çariçesi Katerina'dan bazı hediyeler kabul ederek Çar Deli Petro'yu harekâtında sebest bırakan Baltacı mehmet Paşa devrinde yaşamadığımızı da açıkça ve kuvvetle kendisine bildirdim. Artık konuşacak o an için bir şeyimiz kalmamıştı. Düşünmesi ve karar verebilmesi için selamlaştım ayrıldım.