Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hülasa, garip bir savaş cereyan ediyordu. Kalabalık, müsallah, zengin fakat savaşı istemeyen, savaşı benimsemeyen bir düşmanla; aç çıplak, silahsız fakat savaşı benimseyen ve bunu bir vatan savaşı sayan insanların mücadelesi iki sene kadar sürdü. Bu savaştan bende çok yiğidin simaları hâlâ canlı hatıralar şeklinde yaşar. mesela Abdülkerim, Abdülhannak gibi.
Bütün cephelerde desteğimiz ve ümidimiz yerli halk ve aşiretlerden toplayabileceğimiz gönüllülerdi. Ama bunlara verilecek silahları ve cephaneyi de İtalyanlardan çarpışarak almaya mecburduk. Fakat Trablus Savaşı'nda bu halk gönüllülerinin hatta Birinci Dünya Harbi sonuna kadar sadakat ve kahramanlıklarını saygıyla anmalıyım. İtalyanlar Trablus'ta ve o da Trablus şehri içinde olduğu gibi satın alabilecek pek az soysuz bulabildiler.
Nitekim yeğenim binbaşı Enver (Enver Paşa) ile Enver'in kardeşi ve diğer yeğenim Nuri (Paşa) bir süre sonra Mısır yolu ile Bingazi cephesine geldiler . Enver orada Bingazi Cephesi kumandanı olarak kumandayı ele aldı. Nuri bana katıldı. Kolağası (önyüzbaşı) Mustafa kemal (Atatürk) gene mısır yolu ile ve bir gurup seçkin subayla beraber gene cepheye iltihak etti ve Enver Beyin emrinde Derne Cephesi Kumandanı oldu. İşittiğime göre şimdi Derne dışındaki Besül-Hilal mevkiinde tabii bir mağara kovuğu, bugün gelen geçen yolculara o zaman Mustafa Kemal'e karargah odası olarak gösterilirmiş.