Zaten Saray kudret ve nüfuzunun yıkılarak kudretin milletin eline geçmesi ilkmektep sıralarından beri kafamızda yer etmiş değil miydi? Gizli düşüncelerimiz, gizli sohbetlerimiz, gizli Namık Kemal Edebiyatı ve nihayet bizi Yıldız Mahkemesi'ne kadar götüren olayların içimizdeki reaksiyonları hep bunun için değil miydi?
İsmail Hakkı'nın sözleri beni hiç şaşırtmadı. Ne söylüyorsa doğruydu. Sonumuzun neye varacağının bilinmediğine ise zaten söz yoktu. İşler her gün daha kötüye gidiyordu.