Melih Nesim

Melih Nesim
@mnesim
Hayatımı, yeni deneyimler edinmeye ve farklı bakış açılarını öğrenmeye adadım. Hayatı dolu dolu yaşamak ve sürekli öğrenmek benim için çok önemli. Tek bildiğim şey bilmediğimdir
Mersin
20 Ağustos 2005
2 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
6 Aralık 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 1 de yazılan sağ alt köşede bu konu ile alakalı bir yazı buldum Bir dakika Evvelki korkak, zebunkuş ve enayi kalemler, birdenbire celadet ahlak ve akıl mümessili kesilir: ve başlar Bay Özyurdaknan'dan Bay Akman-özyurd'a kadar ne kabahat birikmişse hepsini yenisine Ispat etmeğe, Arada Yalan söylemekten, ifira etmekten da cekinmezler. Resim sergisine filanın resmi alınmamış derler: yalan! imtihan numaraları değiştirilmiş derler yalan! Muallimler hallerinden şikayetçi derler: yalan! Muallim nenharrirlere fikir meşretmek yasak edilmiş derler: yalan! Bütün bunları niçin yaparlar bilir misiniz? Zira yeni vekil meslektendir. bzidendir. neslimizendir, dostumuzdur,vekilliğinden evvel kendisine göre bir sahsiyeti vardır,meçhul kahraman değildir, islere abanmıstır. uykularımı feda edecek derecede nefsini davasana nezzetmiştirmistir ve saire...Zira meslekten, bizden, neslimizden olanı kanıksamak, beğenmemek adetimizdir. Dostumuzu küçük görmek, ondan birşey ümit etmemek ahlakımızdır: mazuma saygısızlık edip meçhule yaltakanmak siyasetimizdir ve saire... son zamanlarda maarif meselesi diye kaleme alınan yazıların yüzde doksan ne maarif.ne memleket ne etmeyli davasile alkadar! Ortada maarif meselesi diye birşey kalmadı:bir adamı bir Vekili bir dostu göz göre göre ve bütün iş kurmasına rağmen kötulemek diye bir politika yaşıyor. Bu sokak politikasını iğrenç demogoçyasına metelik vermmemek icin biraz zevk, biraz bilgi, biraz ahlak, biraz fikir sahibi olmak yeter. NECIB FAZIL KISAKÜREK sözün anlamı yazıldığı dönem şartları ve bu yazı hakkında araştırmış olduğum bu gazete metni sizce ne ifade ediyor
Melih Nesim
Necip Fazıl Kısakürek’in kaleme aldığı bu metin, dönemin Maarif Vekili’ne (Milli Eğitim Bakanı) yönelik haksız eleştirileri ve bu eleştirilerin ardındaki zihniyeti sert bir dille eleştiren bir yazıdır. 🧠 Özet: Maarif Meselesi Üzerine Bir eleştiri - İkiyüzlülük ve Dönüşüm: Necip Fazıl, daha önce korkak ve silik kalemlerin birdenbire cesur ve akıl temsilcisi gibi davranmaya başladığını, yeni Maarif Vekili’ni karalamak için yalan ve iftiraya başvurduklarını belirtir. - Yalan İddialar: Resim sergisine alınmayan eserler, sınav numaralarının değiştirilmesi, öğretmenlerin şikayetleri gibi iddiaların hepsinin yalan olduğunu vurgular. - Sebep: Yeni vekilin “bizden biri” olması —yani aynı meslekten, aynı nesilden, tanınan ve çalışkan biri olması— onu hedef haline getirmiştir. Çünkü toplumda tanıdık olanı küçümsemek, meçhule hayranlık duymak gibi bir alışkanlık vardır. - Maarif Bahane, Saldırı Şahsi: Yazara göre artık ortada gerçek bir maarif meselesi kalmamıştır. Asıl mesele, bir kişiyi, bir dostu, bir vekili karalamaktır. - Çözüm: Bu sokak politikası ve demagojiden etkilenmemek için biraz zevk, bilgi, ahlak ve fikir sahibi olmak yeterlidir. Bu yazı, Necip Fazıl’ın sadece bir eğitim meselesine değil, aynı zamanda toplumun ahlaki ve entelektüel zaaflarına da ayna tuttuğu bir metindir.
Reklam
6 Aralık 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 1 de yazılan sağ alt köşede bu konu ile alakalı bir yazı buldum Bir dakika Evvelki korkak, zebunkuş ve enayi kalemler, birdenbire celadet ahlak ve akıl mümessili kesilir: ve başlar Bay Özyurdaknan'dan Bay Akman-özyurd'a kadar ne kabahat birikmişse hepsini yenisine Ispat etmeğe, Arada Yalan söylemekten, ifira etmekten da cekinmezler. Resim sergisine filanın resmi alınmamış derler: yalan! imtihan numaraları değiştirilmiş derler yalan! Muallimler hallerinden şikayetçi derler: yalan! Muallim nenharrirlere fikir meşretmek yasak edilmiş derler: yalan! Bütün bunları niçin yaparlar bilir misiniz? Zira yeni vekil meslektendir. bzidendir. neslimizendir, dostumuzdur,vekilliğinden evvel kendisine göre bir sahsiyeti vardır,meçhul kahraman değildir, islere abanmıstır. uykularımı feda edecek derecede nefsini davasana nezzetmiştirmistir ve saire...Zira meslekten, bizden, neslimizden olanı kanıksamak, beğenmemek adetimizdir. Dostumuzu küçük görmek, ondan birşey ümit etmemek ahlakımızdır: mazuma saygısızlık edip meçhule yaltakanmak siyasetimizdir ve saire... son zamanlarda maarif meselesi diye kaleme alınan yazıların yüzde doksan ne maarif.ne memleket ne etmeyli davasile alkadar! Ortada maarif meselesi diye birşey kalmadı:bir adamı bir Vekili bir dostu göz göre göre ve bütün iş kurmasına rağmen kötulemek diye bir politika yaşıyor. Bu sokak politikasını iğrenç demogoçyasına metelik vermmemek icin biraz zevk, biraz bilgi, biraz ahlak, biraz fikir sahibi olmak yeter. NECIB FAZIL KISAKÜREK sözün anlamı yazıldığı dönem şartları ve bu yazı hakkında araştırmış olduğum bu gazete metni sizce ne ifade ediyor
Melih Nesim
gastearsivi.com/gazete/son_telg...
"Bir dakika evvelki korkak zebunküş ve enayi kalemler, birdenbire celadet, ahlak ve akıl mümessili kesilir." Necip Fazıl Kisakürek
Melih Nesim
6 Aralık 1939 Tarihli Son Telgraf Gazetesi Sayfa 1 de yazılan sağ alt köşede bu konu ile alakalı bir yazı buldum Bir dakika Evvelki korkak, zebunkuş ve enayi kalemler, birdenbire celadet ahlak ve akıl mümessili kesilir: ve başlar Bay Özyurdaknan'dan Bay Akman-özyurd'a kadar ne kabahat birikmişse hepsini yenisine Ispat etmeğe, Arada Yalan söylemekten, ifira etmekten da cekinmezler. Resim sergisine filanın resmi alınmamış derler: yalan! imtihan numaraları değiştirilmiş derler yalan! Muallimler hallerinden şikayetçi derler: yalan! Muallim nenharrirlere fikir meşretmek yasak edilmiş derler: yalan! Bütün bunları niçin yaparlar bilir misiniz? Zira yeni vekil meslektendir. bzidendir. neslimizendir, dostumuzdur,vekilliğinden evvel kendisine göre bir sahsiyeti vardır,meçhul kahraman değildir, islere abanmıstır. uykularımı feda edecek derecede nefsini davasana nezzetmiştirmistir ve saire...Zira meslekten, bizden, neslimizden olanı kanıksamak, beğenmemek adetimizdir. Dostumuzu küçük görmek, ondan birşey ümit etmemek ahlakımızdır: mazuma saygısızlık edip meçhule yaltakanmak siyasetimizdir ve saire... son zamanlarda maarif meselesi diye kaleme alınan yazıların yüzde doksan ne maarif.ne memleket ne etmeyli davasile alkadar! Ortada maarif meselesi diye birşey kalmadı:bir adamı bir Vekili bir dostu göz göre göre ve bütün iş kurmasına rağmen kötulemek diye bir politika yaşıyor. Bu sokak politikasını iğrenç demogoçyasına metelik vermmemek icin biraz zevk, biraz bilgi, biraz ahlak, biraz fikir sahibi olmak yeter. NECIB FAZIL KISAKÜREK
"Bir dakika evvelki korkak zebunküş ve enayi kalemler, birdenbire celadet, ahlak ve akıl mümessili kesilir." Necip Fazıl Kisakürek
شاه مبارك اسفندیار خلاطي e isimli okura yanıt verildi
Melih Nesim
Bu bir olay mı fikir mi yoksa sadece içsel bir açılım mı tam olarak anlayamıyorum

Melih Nesim

, bir kitap okudu
Puan vermedi·504 syf.·
4 günde okudu
·
2025 5. kitabı
Ayfer Tunç
8.6/10 · 8,3bin okunma
Melih Nesim
Osman Damağımda bıraktığı duyguların izleri ve dilimde markalarının adları kaldı yalnızca, bugün acı bir gülümsemeyle telaffuz etmekten hoşlandığım. Gerçek yaşamım zamanın çok gerisinde bir yerde kaldı, o kadar geride ki, sanki hiçbir anı yaşanmış değil. Bugün iyi yü-rekli Pakize'nin Abbasağa'nin kirli bir sokağında bulu-nan, nohut oda bakla sofa evinde yaşayan ben değilim. Bu, her gün uyanıp eflatun rengi duvarlara bakarak yaşa-mim nasıl bu hale geldi diye soran başka bir Osman. Ara-da bir Ziya Abi'nin düzenlediği açıkartırmalarin birinden aldığım fosilli Baltık kehribarı kol düğmelerim aklıma geliyor. Artirma kataloğunda Ekim Devrimi'nden kaçıp İstanbul'a gelen, Beyaz Ordu üyesi bir Rus subaya ait ol-duğu tahmin edilen bu kol düğmelerinin saplarında Kiril harfleriyle O. Koznişev adının kazılı olduğu yazıyordu. Okuduğumda çok etkilenmiştim.İlk adı ne olabilir bu subayın diye düşünmüştüm. Oleg mi, Olya mi, Olenin mi? Öteki eşyalarına ne olmuştu? Madalyalarına örneğin va da kılicına, tabancasına, usturasına, yüzüğüne. Genç miydi, evli miydi, âşık miydı O. Koznişev? Kol düğmele-rinin katalogdaki resmine bakarken, nedense genç ve ya-kışıklı olduğundan kuşku duymadığım bu subay kişileş-miş, Tolstoy'un romanlarından çıkıp gözlerime girmişti. Çok para verip aldım o kol düğmelerini. Tanımadığım, belki de özgeçmişi tümüyle uydurulmuş bir O. Kozni-şev'in anısına. Böyle şeylere çok para verirdim eskiden, varlıkliyken. Açıkartrmalara bayılırdım. Bir şeyi beğen-diğim anda benliğimi saran bedeli ne olursa olsun benim olmalı duygusu kumar tutkusuna benziyordu, çok coştu-rucuydu. En çok o kol düğmelerini yitirdiğime üzülüyo-rum,kol düğmesi de kullanmazdım üstelik ama avucu-ma alip öyle çok bakıyordum ki bu iki parça minik şeye, O. Koznişev sanki arkadaşımmış gibi geliyordu. Hatta bir ara romanını yazmayı düşünmüştüm. Ama yaşamımdaki her şey gibi, HER ŞEY GİBİ, o da düşüncede kaldı. Bir zamanlar her şeyim vardı. Bir evim vardı her şeyden önce. Şimdi yok. Şimdi geçinmek için pazarda tişört sa-tan Pakize'nin evinde SIĞINTIYIM. Bazen onunla tanış-mamış olsaydım şimdi evsiz mi olurdum acaba diye dü-şünüyorum. Gün içinde sokaklarda aylak aylak gezinir-ken rastladığım evsizlere bakıyorum. O anda akıllarından ne geçtiğini merak ediyorum. Sicak bir yemek mi, sicak bir banyo mu, yoksa yitirdikleri seylerin tümü mü?