mnp

Cloe
Büyük kent Cloe'nin sokaklarından geçen insanlar birbirini tanımaz. Birbirlerini gördüklerinde, her biri diğeri için binlerce şey hayal eder; gerçek olabilecek buluşmalar, sohbetler, sürprizler, okşamalar, ısırmalar. Ama kimse kimseyi selamlamaz, bakışlar bir an için karşılaşır, sonra kaçırırlar kendilerini, başka bakışlar ararlar, hiç durmazlar.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Kimi durumlarda neler düşündüğü konusunda bir soruya kişinin 'hiç' yanıtını vermesi bir yapmacık olabilir. Sevilen yaratıklar bunu iyi bilirler. Ama bu yanıt içtense, boşluğun çok şeyler anlattığı, günlük devinimler zincirinin koptuğu, yüreğin kendisini yeniden düğümleyecek halkayı arayıp da bir türlü bulamadığı şu garip tinsel durumu belirtiyorsa, o zaman uyumsuzluğun ilk belirtisi olabilir."
Alıntı
Öyle ya, kim ve ne hakkında "Bunu biliyorum!" diyebilirim ki? İçimdeki bu yüreği duyabiliyorum, var olduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da var olduğu yargısına varıyorum. Tüm bilgim burada duruyor, gerisi kurmaca. Çünkü varlığından kuşku duymadığım bu "ben"i kavramaya çalıştım mı, onu tanımlamaya, özetlemeye çalıştım mı parmaklarım arasından akıp giden bir su oluveriyor. Bürünebildiği tüm yüzleri bir bir çizebilirim, ona verilmiş olan her şeyi, bu eğitimi, bu kökeni, bu ateşliliği ya da bu susmaları, bu büyüklüğü ya da düşüklüğü de bir bir çizebilirim. Ama yüzlerin toplamı yapılmaz. Benim olan bu yürek bile hep tanımlanmaz kalacak benim için. Varoluşum konusunda vardığım bu kesinlikle, bu güven vermeye çalıştığım öz arasındaki çukur hiçbir zaman dolmayacak. Kendi kendime yabancı kalacağım hep.
Alıntı
Patience (sabır)
youtube.com/watch?v=c9VQye6... ...İncil'i kim yazdı? Peki ya Kuran'ı? Ve dünyayı oluşturan şey, Bir şimşek fırtınası mıydı? Ve sonra dinozorlar doğdu? Yok artık Sözcükleri kim uydurdu? Ve rakamları? Ve insanlığın altında ne çeşit bir büyü yatıyor? Gezegendeki koruduğumuz her şeyi Mikro dalgayla ısıt bir de öyle dene Ne olursa olsun hayatta kalacağız Hue* nedir? Man* nedir? Human* nedir? Toprak boyunca tükettiğimiz Yiyoruz, yok ediyoruz, mahvediyoruz Sonra da kağıt elde etmeye çalışıyoruz Toprak lazım, dönüm de tabi Böylece Jack Nicholson* gibi bomboş oturabilirim Zencilerin oyunu oynamasını izlerim tıpkı Lakers gibi 52 sahtekar'dan bir dünya Çingeneler, seanslar, mistik dualar Batıl inançların mı var? Omuzlarından tuz dök Gün için bir dilek tut çünkü Sanki biri benim voodoo bebeğime sahipmiş gibi Atar damarlarımda iğneler Ama bir türlü hissedemiyorum Bu bazen benim için af gibi, ama cidden büyük bir ruhum var Korkusuzum...korkusuzum Ruhumu tutmaya çabaladınız mı? Bu tıpkı 7 yaşından beri orduda asker olmak gibi Gerçek ölü cesetleri tuttum kollarımın arasında
Bir Delinin Haykırışı
“İçimde hangi adam konuşuyor? Hem aklımda, hem bedenimde aynı anda ayrılamam. Bu yüzden tek kişi olamıyorum. Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum. Fazla büyük usta kalmadı. Zamanımızın gerçek kötülüğü budur. Kalbin yolları, gölgelerle kaplanmış. Yararsız görünen seslere kulak vermeliyiz. Okul duvarları, asfalt ve refah reklamlarının uzun kanalizasyon boruları ile dolu beyinlere, böceklerin vızıltıları girmeli. Her birimizin gözlerini ve kulaklarını, büyük bir rüyanın başlangıcı olan şeylerle doldurmalıyız. Birileri piramitleri yapacağımızı haykırmalı. Yapamamamızın bir önemi yok, o isteği beslemeliyiz. Ve ruhun köşelerini esnetmeliyiz, sınırsız bir çarşaf gibi. Dünyanın ilerlemesini istiyorsanız el ele vermeliyiz. Sözüm ona sağlıklıları, sözüm ona hastalarla karıştırmalıyız. Siz sağlıklı olanlar, sağlığınız ne anlama gelir? İnsanoğlunun bütün gözleri, içine daldığımız çukura bakıyor. Özgürlük faydasızdır eğer gözlerimizin içine bakmaya, yemeye, içmeye ve birbirimizle yatmaya cesaretiniz yoksa. Dünyayı yıkıntının eşiğine getirenler, sözüm ona sağlıklı olanlardır. İnsanoğlu dinle ! Senin içinde su, ateş ve sonra kül ve küllerin içindeki kemikler… Kemikler ve küller… Gerçekliğin içinde veya hayalimde değilken ben neredeydim? İşte yeni anlaşmam: Geceleri güneşli olmalı ve Ağustos da karlı. Büyük şeyler sona erer, küçük şeyler baki kalır. Toplum böyle parçalanmaktansa, yeniden bir araya gelmeli. Sadece doğaya bak, hayatın ne kadar basit olduğunu göreceksin.
Edebiyat