...Bazıları o kadar parlaktı ki pürüzsüz cam cepheleri insanın gözünü alıyordu. Bazılarının ise tepelerini görmek neredeyse imkânsızdı; incecik ve bir o kadar da
uzundular.
Biz ise yaşamak için bu harekete ve kent kimliğine ayak uydurmak zorundaydık. Babamın söylediklerini şimdi anlıyordum.
Bu binalar çok farklıydı. Biz de onlardan farklıydık. Aynı topraklarda, farklı cephelere sahip binalardık.
Yıllar geçti.
Çarpışıp durduk. Yeri geldi direndik. Sonunda onlar kazandı, biz ise yok olduk.