Bay F.

Bay F.
@modernpost
Yaşamadım, güdüldüm; ideallerimin kölesiydim.
3 bölümde: Anlatıcı, İvan, Malina!
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 14:22
1- Anlatıcı ve İvan’ın asla gerçek bir "biz" olamaması, sadece iki ayrı yalnızlık olarak kalmaları. Anlatıcı (ben) için İvan, içinde umut ve mutluluğun olduğu, dış dünya ile kurmaya çalıştığı hayati ama kafasındaki kırılgan ütopyanın merkezinde yer alan bir karakterdir. Aralarındaki sadece aşk hikayesi değildir. Anlatıcının kendi travmatik tarihinden kaçarak İvan’ın temsil ettiği normalliğe sığınma çabası söz konusudur. İvan’ın varlığı anlatıcıyı mutlu hikayeler yazmaya zorlayan, onu karanlık gerçeklerinden koparan bir tür sansür mekanizması işlevi gördüğünü söyleyebiliriz. Bu doğrultuda, anlatıcının İvan ile paylaştığı anlar aslında gerçek bir birliktelik değil de, sessizliğin ve söylenmemişlerin üzerine inşa edilmiş pek kalıcı olmayan bir sığınaktır. Ayrıca anlatıcı, İvan'ın iletişimine uyum sağlamaya çalışırken kendi iç sesinden feda etmek zorunda kalıyor. Yani onun kendi dilini kaybederek başkasının diline hapsolması ataerkil düzenin temsilcisi olarak gösterilen İvan yüzünden olur. Bu da feminizm açısından önemli bir detaydır. 2- "Üçüncü Adam" başlığıyla en karanlık ve şiddetli bölüm Bu bölüm aslında kitabın en ağır yeri diyebiliriz. Olaylar artık mekanlardan çıkıp anlatıcının tamamen kendi içine, yani rüyalarına ve kabuslarına hapsoluyor. Burada karşımıza çıkan "Baba" figürü (ya da Üçüncü Adam), sadece bir aile bireyi değil; dünyadaki tüm kötülüklerin, baskının ve o hiç bitmek bilmeyen erkek egemen şiddetin bir sembolü gibi. Anlatıcı rüyalarında bu adam tarafından gaz odalarına kapatılıyor, işkence görüyor ve sürekli bir kaçış halinde. Aslında Bachmann burada şunu demeye çalışıyor: "Evet, İkinci Dünya Savaşı bitti, toplama kampları kapandı ama bu zihniyet hala evlerin içinde, babaların, kocaların ve toplumun baskısında yaşamaya devam ediyor." Kadın
Edebiyat
MalinaIngeborg Bachmann · Yapı Kredi Yayınları · 2025907 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu inceleme değil bir elemedir.
3/10
·94 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 20:40
Genelevlerde "yılın müşterisi" gibi unvanlarla göğsü kabaran ama çok kabarırsa ölme ihtimali artan 90 yaşındaki kahramanımız yani kitabın anlatıcısı aynı zamanda bir gazeteci. 90. yaş günü için gazeteye bir yazı yazmak istiyor. Şüphesiz yazıları hep kendi hayatıyla bütünleşik yazılar oluyor onunki. Sonra genelevlerin yönetici kadını Rosa Cabarcas adındaki aralarında güçlü bağı olan kadına telefon açar. Alooooo! Ben 90 yaşıma giriyorum o yüzden tamamen farklı bir deneyim istiyorum. Bana lütfen 14'lük bakir bir kız bul! (Direkt metin bu değil ama bende canlanan bu.) Kahramanımız bu kıza karşı tamamen cinsel bir yönden böyle bir karar vermişken, o zihinle odaya girer. Kız uzanır. Bir anda kıza karşı düşüncelerini edebi dille bizlere sunar. Cinsel yönelimden çıkıp iş aşka dönüşür. Âşık olur kıza. Kızın savunmasızlığından etkilenir herhalde, bilemiyorum. Bu küçük kıza duyduğu "aşk!" bir anda kahramanımıza enerji ve güç verir. Yazılarına kadar vurur gençlik. Çiçekler, müzikler onun için anlam kazanır falan feşmekan işte. O güne kadar hiç yaşamamıştım da 90 yaşındaki aşkı buldum ve asıl yaşam şimdi başladı diye düşünür kahraman! Marquez baba bize cinselliği ve erotik izdüşümleri anlatmış gibi kandırarak başlıyor ama sonra asıl vermek istediği yaşlılık, yalnızlık ve beklenilmedik anda gelen aşkın yarattıkları oluyor. Marquez babacım bu bence aşk değil; bu, yılların verdiği yalnızlık duygusunun şekillendirdiği bir yaşlılık avuntusundan başka bir şey olamaz! Kahramanımız ölmemek adına iki adımda bir soluklarını kontrol etmeye gösterdiği özeni, biraz da yaşlılık evresindeki bir insanın takınacağı tavır ve üsluba göstermeliydi! Bazı şeyler edebiyatla, sanatla örtülemez. Zemin önemlidir ve bu zemin beni rahatsız etti. Bilemiyorum, sevmedim. Kitabın adı benim hüzünlü
Benim Hüzünlü OrospularımGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202625bin okunma
Bardamu'yla Seher Vakti
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 14:37
1914- 1. Dünya Savaşı, insanlık hafızasında silinmesi imkansız bir iz bıraktı ve bu izin külleri hala savrulmaya devam etmekte, kendi içinde sayısız hakikati sürdürmekte. Louis Ferdinand Céline’in 1932 yılında edebiyat dünyasını sarsan "Gecenin Sonuna Yolculuk" adlı eseri de bu hakikatlere yer veriyor şüphesiz. Yayımlandığı ilk andan itibaren Fransız edebiyatını allak bullak eden devrimvari nitelikleriyle bir etki yarattı Céline. Onun en büyük özelliği, yarattığı dil devrimiydi. Döneminin edebi zeminine standart Fransızca'nın dışına çıkıp sokak dilinin keskin, nüktedan, kaba ve açık seçik unsurlarını koymaya zorladı. Böylelikle o güne kadar hiç var olmamış sarsıcı bir ritim yaratmıştı. Troçki ise Céline’in edebiyat dünyasına girişini, "bir insanın kendi evine girişi kadar doğal ve cüretkar" olarak tanımlamıştı. Diline ve bir yahudi düşmanı olarak metinlerindeki antisemitikliğe karşın; bugün Céline, Fransız edebiyatının tartışmasız en önemli figürlerinden biri sayılmaktadır. Zaten, romanın orijinal el yazmalarının rekor bir bedelle Fransa Ulusal Kütüphanesi tarafından satın alınması da bize onun eserlerinin kalıcılığını ve tarihsel değerini bir kez daha göstermiştir. BARDAMU'NUN ETİĞİ Bardamu karakteri, ahlâk ile insan gerçekliği arasındaki çatışmanın somut bir örneğidir. Onun yaşam deneyimleri, ahlâkın yalnızca sabit kurallardan ibaret olmadığını, aksine güç ve dürüstlük gerektiren dinamik bir arayış olduğunu gösterir: — “Ah! Demek tamamen korkaksın, Ferdinand Bir fare kadar iğrençsin…” — “Evet, tamamen korkağım Lola; savaşı ve onun içindeki her şeyi reddediyorum… Ona üzülmüyorum ben… Ona boyun eğmiyorum… Onun için sızlanmıyorum… Onu bütünüyle reddediyorum, içindeki tüm insanlarla birlikte; onlarla da onunla da hiçbir ilgim olsun istemiyorum.” Alıntıda
Edebiyat
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Herkesin içinde bir "Anguilla" vardır.
7/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 01:04
1) BİRAZ PAVESE HAKKINDA A.Eserlerindeki belirginlikler O'nun eserlerinde genellikle bireyin iç yaşamı, yabancılaşma ve geriye dönük hesaplaşmalar gibi temalar ön plana çıkar ve ortak bir tema olarak; köklerinden kopma, aidiyet arayışı dikkat çeker. Karakterler genel itibariyle doğup büyüdükleri yerlerden ayrılmış, şehir hayatına veya farklı ülkelere gitmiş ve daha sonra geride bıraktığı anlarla yüzleşmek için yeniden memleketlerine dönmüş bireylerdir. Bu dönüş eylemleri yalnızca fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda psikolojik bir içsel muhakeme sürecidir. Ayrıca eserlerinde yalnızlık, savaşın birey üzerindeki etkileri ve kimlik arayışı gibi konular da önemli bir yer tutar. Pavese'nin aynı zamanda anlatıcı tutumunun içinde de otobiyografik izler vardır. Bu yönüyle Pavese, bireyin iç dünyasını ön plana çıkaran bir anlatım tarzı benimser. Otobiyografik izlerin belirgin olduğu bu eserlerde, yazar ile anlatıcı arasındaki benzerlikler de dikkat çekici düzeydedir. B.Cesare Pavese ile Constance Dowling’in filizlenmeyen aşkı İtalyan yazarın yolu, bir film galasında Amerikalı aktris ve dansçı Constance Dowling ile kesişti. Bu tanışma, Pavese’nin kırılgan iç dünyasında fırtınalar koparan bir aşkın fitilini ateşledi. Pavese’nin hayranlıkla bağlandığı bu sarışın aktris, kısa süre sonra beklenmedik bir kararla ülkesine dönünce, aralarındaki bağ bir anda koptu. Constance’ın temelli uzaklaşması, zaten melankoliye yatkın olan yazarı derin bir boşluğa ve ağır bir bunalıma sürükledi. .__ “Ölüm gelecek Ve senin gözlerinle bakacak” __ mısraları, hem Constance’a yazılmış bir veda hem de edebiyat tarihinin en dokunaklı mektup notları arasında yerini aldı. C.Pavese,intihar, ölüm! Pavese için hayatına son verme düşüncesi, anlık bir tepki değil;
Edebiyat
Ay ve Şenlik AteşleriCesare Pavese · Sia · 2021837 okunma
Oğuz Atay ve canım planları
8/10
·302 syf.··
2025 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:00
1. ÖZET 1970-77 yılları arasında yazdığı roman taslaklarını, kısa ve uzun vadeli gelecek planlarını, yazarlar ve edebiyat hakkında yazılarını ve ölmeye yakın yalnızlıklarını ve hastanede geçirdiği günleri içeriyor günlük. Üstelik her sayfanın yanına Atay'ın kendi el yazısıyla yazılmış biçiminin verilmesi de okurken ayrı bir zevk ve yazara yakınlık hissi veriyor. Ayrıca son kısımda 'Albüm' başlığı adı altında Oğuz Atay'ın aile fotoğrafları, çoğunu Ara Güler'in çektiği kendi fotoğrafları ve Londra tedavisinde kızı Özge'ye ve berberine yazdığı mektupların görselleri bulunmakta. Aşağıya tüm görselleri bırakacağım. 2. GİRİŞ Tutunamayanlar'ın kahramanı olan Selim'in günlük tutuşuna ve bu davranışından mütevellit sonunun pek hayırlı olmayacağına gönderme yaparak başlıyor 25 Nisan 1970'te satın aldığı günlüğüne Atay. Ardından, "Bu defter kaydetsin beni, dert ortağım olsun. 'Kimseye söyleyemedim, içimde kaldı, kayboldu,' dediğim düşüncelerin, duyguların aynası olsun. Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda bana bunu da yaptınız." gibi oldukça derin sarsıcı ve anlamlı bir şekilde kapatıyor defterinin ilk sayfasını. 3. ROMAN TASLAKLARI "İkinci kitabımda herkesin saldırdığı ve saldırmakta haklı olduğu bir adamla, herkesin hor gördüğü bir kadının macerasını yazacağım." Burada yazar, Tehlikeli Oyunlar'ın Sevgi ve Hikmeti'nden bahsediyor. Onların nasıl bir tipleme olacağından, aralarındaki ilişkiden, Tutunamayanlar kitabındaki karakterlerle bağlantısından,-Selim'in olumlu oluşuna karşılık hikmetin küçük hesapları olan olumsuz bir tip olması gibi- Hikmet'in okumadığı kitapları okumasından, kötü bir adam olmasından, perşembe gününü sevmemesinden, çocukluğundan... Çehov'un 6 Nolu Koğuş'daki deli
Edebiyat
GünlükOğuz Atay · İletişim Yayınları · 20207,3bin okunma