...annem hakkında bildiğim bir şey onun çok güzel bir kadın olduğuydu...Yüzü bir Modigliani heykelciğini andırıyordu, koyu ve yumuşak cildi siyah mermerden pürüzsüzce oyulmuş gibiydi. Teni simsiyah, dişleri bembeyazdı.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Bir kurban. Tutsak edilmiş, gelişmesi önlenmiş. Bu dünyanın Calibanlarının hıncının, kin dolu ağır kıskançlığının Lütfuna kalmış. Çünkü hepimizden nefret ediyorlar, farklı olduğumuz için, onlar olmadığımız için, onlar bizden olamadıkları için nefret ediyorlar. Bize işkence ediyorlar, bizi dışlıyorlar, bizi karantinaya alıyorlar, bize hakaret ediyorlar; kendi gözlerini bağlıyor ve kulaklarını tıkıyorlar. Bizi fark etmelerini ve saygı duymalarını engellemek için ellerinden ne gelirse yapıyorlar. Ama aramızdaki büyükler öldükten sonra da emekleyerek peşinden geliyorlar. Yarattıkları dönemde üstlerine tükürdükleri, k*çlarıyla güldükleri, kaba fıkralar anlattıkları Van Gogh'lar ve Modigliani'lere milyonlar veriyorlar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fresko Apartmanı
“Ruhunu gördüğümde gözlerini de çizeceğim, demiş. Modigliani hakkında yazılan kitaplar, aralarındaki aşkın çok güçlü olduğunu söylüyor. Öyle ki ressamın ölümünün ardından bu acıya dayanamayan Jeanne da intihar ediyor, kendini çatı katından aşağı atıyor.”
Sayfa 62 - everest·Kitabı okudu
Hepsi aynı gemideymiş. Diego, Picasso, Juan Gris, Modigliani, Lipschitz. Hepsi de fakirmiş. "İçimizden biri bir resim satınca," demişti bana, "hepimiz toplanıp karnımızı doyuruyorduk." Ama bazen haftalarca, hatta bazen aylarca resim satamadıkları oluyormuş. Bir defasında tam beş gün aç oturmuşlar, buna inanabiliyor musunuz? Diego'nun arkadaşları ve kadınları vardı ama yine de hâlâ yabancıların arasında bir yabancıydı ye kalabalığın arasına karışmayı unutacak kadar fazla kaptırıyordu kendini işine.
Sayfa 139 - Zeplin Yayınları
Alıntı
Modigliani sık sık diğer ressamların resimlerini imzalardı.Boylece onlar da ,başka türlü satamayacaklari resimlerini satabilirlerdi.
Aşk, Yolun Kendisi / İzlerin Peşinde
Paris, aşkı sadece yaşayanların değil, yazanların da şehriydi. Edebiyat ve felsefe burada duygularla yan yana yürüyordu. Victor Hugo tutkuyu, George Sand özgürlüğü bu sokaklarda yaşadı. Jean-Paul Sartre ile Simone de Beauvoir'in aşkıysa, belki de bu şehrin en cesur hikâyelerinden biriydi. Onlar aşkı sahiplenmekten çok dü-şünmek, sınırlamaktan çok genişletmek istediler. Pablo Picasso, Amedeo Modigliani... Hepsi burada âşık oldu, ayrıldı, yoksulluk çekti, ilham buldu. Aşk sadece parlak hâlini değil, acıyan, eksilen, yaralayan yanlarını da romantikleştirdi. Belki de bu yüzden, burada aşk hem güzeldi hem de ağırdı.
Sayfa 42 - Yağmur Arat·Kitabı okudu
Alıntı