'Je veux de l'amour, de la joie, de la bonne humeur Ce n'est pas votre argent qui fera mon bonheur Moi je veux crever la main sur le cœur Allons ensemble, découvrir ma liberté Oubliez donc tous vos clichés Bienvenue dans ma réalité ❤️‍🩹
Şarkı
La nuit et toi: entre la vie et la mort...
"La fièvre me prit dès la même nuit avec beaucoup de violence. Je fus à mon tour pendant plusieurs jours entre la vie & la mort : mon mal, tout grand qu'il était, ne prit rien sur le sentiment dominant. Unique ment occupée de Barbasan, j'en demandais des nouvelles à chaque instant." "Ölüm döşeğinde bile olsam, aklımdaki ve kalbimdeki o asıl duygu (aşk/öfke) hiç değişmedi, hastalık bile onu söküp alamadı."
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
J’espère vraiment ne pas pleurer le jour de mon anniversaire cette année…
'edebilecekken'
O sevgili çocuk ya da o soytarı, peut briser mon existence un deux, gitmeyi tercih ediyor. ..hayatını paramparça edebilirken hemde..
Yalnızlığım,inzivam ve Huzurum
Hülyadan kaçardı; kaçmadığı zaman da üstünde, “Ma solitude, mon hermitage, mon repos” yazılı bir mağaraya girdiğini, içinden saat kaç gece çıkacağını bilirdi. Oblomov
Marki! 2022/pt-2
- Ne işiniz var burada? - il y a un prodige - Seni anlamaya zamanım yok. - Hayata neresinden bakarsanız bakın, hayal gücünüz yetmiyorsa tekte kalıyorsunuz.. - Neden takip ettiniz? - Yüreğimi ısıttın, yukarı sırasıyla ama sen alev değil de bir çiçeksin. Çiçeklerle uzun uzun konuşulur öyle değil mi? - Çıkın dışarı, bana engel oluyorsunuz. - Büyümenin cehennemine hiç uğramak isteme. Kişisel karşılık değil, tesadüf ve önlem. Ama oturup kalkma da, burası bu kadar. Sadece otur-kalkla büyüyen kişi istediğinde yürüyebileceğini hatta koşacağını bile unutur. Asıl cehennemse o zamanlardır ve dünya bir ormandır; her çeşit hayvan vardır ve üzgünüm hayvanlara bu yakıştırmayı yaptığım için. Sadece bir örnek. - Buraları bilir gibi konuşuyorsunuz ve ayrıca benim ormanım sandığınız gibi değil. - Nasıl? - Sakin, kavurucu sıcakta sığındığın ağaç altında yüzünü okşayan ılık rüzgar gibi, bazense.. - Sustun. - Beni yargılarsınız diye. - Burada seni yargılayacak kimse yok. Mektuplarınla birlikteyken ve burada tek başına olduğun vakitlerde nasılsan, sessiz, çaresiz ya da çok arzulu yahut şımarık ve uyuşuk. Şimdi, sen her ne isen bana onu ol. Senden bunu istiyorum. - Çok beklersiniz öyleyse. - Ama hoşuna gidiyor. - Bu kadarı da fazla! - Konuşmanızı buyuruyorum öyleyse, sonuçta ben bir askerim. - Beni takip edip, evime kadar girip utanmadan bir de itaat etmemi mi söylüyorsunuz? Siz nereden geldiniz bilmiyorum ama sizin bilmeniz gereken bir şey var, burada hiçbir rütbe bana işlemez. - Sana bayıldığım kaçınılmaz olduğu için, benimle her yerde olacağına söz verebilirim; doğuşlarını, patlayışlarını ve sönüşlerini merak ediyorum. Hep böyle misindir sen? Evren öyle büyüleyici ki, ben de bu kargaşadan bir nasip alıyorum herkes gibi.. Ve suç bende değil, beni buraya sürükleyen çıkmazda. Görkemli