Kitabı Orhan Pamuğun sivri diliyle mi eleştireyim, kendi naçizane dilimle mi eleştireyim diye düşündükten sonra onun sivri diliyle eleştirmenin en doğru karar olacağı kanısına vardım.
Şimdi gelelim kitabın incelemesi ve eleştirisine. Kitap Minger adasında geçen vebayı konu almış. Adından da anlaşılacağı gibi(!) veba gecelerini anlatmış demeyi çok isterdim fakat yazarımız vebadan çok Abdulhamit’ i eleştirip, kötüleyip üstüne hakaret ederek Müslümanların cehaletini anlatmış. Kitapta beklediğiniz gibi vebaya yakalanan insanlar onların yaşadıkları acılar vebanın ilerleyişi vs anlatılmak yerine sürekli bi hükümet değişimi yanlış politikalar vs anlatılmış. İlk okuduğum sayfalarda kitabın son derece özgün olacağını düşünürken ilerledikçe kelime tekrarları, olay tekrarları yapmış. Yazarı(!)mızın ingiliz ve Rumlara olan aşkı Türk milletine ve Müslümanlara olan nefreti her sayfada kendini satır satır hissettiriyor.
Ben bu kitabı okurken yazın asfaltta yürürken pis bir ağızdan çıkıp ayağıma yapışan çiğnenmiş iğrenç sakızı söküp atamamanın verdiği rahatsızlığı yaşadım. Yukarıda da söylediğim gibi Gereksiz kelime tekrarları, kitabın içeriğinin ismiyle alakasızlığı, olay örgüsünün basitliği, akmayan durgun olaylar, Müslümanlara ve Türklere atfedilen cahil kelimesinin verdiği irrite duygusu, ortodoks Rum sevdalısı yazardan bir daha asla hiçbir kitap okumamam gerektiğini öğütledi.
Demem o ki, gereksiz laf salatası… Pamuk’tan bir daha okumam önermem de….
Farklı ve güzel kitaplarda buluşmak dileğiyle…