Açlığı ve sefaleti iliklerinizde hissedeceğiniz bir kitap. Aslında kurtuluş savaşı dönemini anlatan kitapları okumak beni her zaman üzmüş ve yormuştur. Savaş ve açları okuyunca neden üzüldüğümü daha iyi anladım. Şayet bir tarafta cephede aç insanlar diğer tarafta cephenin gerisinde aç insanlar…
Eğer ülkenin çok zenginleri arasında değilseniz müjde! Sizlerde birer ya da birkaçar şehit torunusunuz. Sizde okurken Zenginlerin parayla askere gitmeyip bir de şehitlerin malına çöktüğünü göreceksiniz. Kitapta sadece bir ailenin sefaletinden bahsetse de çevredeki açlık ve yoksulluğu da göreceksiniz. Şakire ve Temeli’in inşa etmeye çalıştığı ama savaşın dibine kezzap döküp kuruttuğu hayatı okuyup keşke bunlar kurgu olsaydı diyeceğiniz bir yokluk. Ama az çok tarihimizi bildiğimiz ve tahmin ettiğimiz üzere kurgu olmadığını da biliyoruz. Kitabın birçok yerinde boğazınızda düğüm gözünüzde yaş olacaktır. Ben eseri okurken ve bitirince uzunca bir süre yediğim yemekten utanır oldum. Şehitlerimiz kanlarıyla vatanı sularken geride bıraktıkları evlatları açlıktan ölümün kıyısında yaşamışlar ya da yaşayamamışlar.
Savaşın insanlara yaptığı korkunç yıkımı gözler önüne seren bir eser. Ben okurken kafamda milyonlarca soru işareti belirdi ve hala da cevaplayamadım. Sizlerde okuyun ve iyice özümseyin. Keyifli okumalar…