“Siz ömrünüzde hiç kimseyi sevmediniz mi? Hiç mi sevmediniz?” Tüm kitap boyunca Catherine’in Heathcliff’e sormasını beklediğim şu soruyu, ben de kitapta yer alan diğer karakterlere teker teker sormak istedim. Benim için etkileyici fakat öte yandan yorucu bir kitap oldu. Hep bir umutla karakterlerin insafa geleceği anı bekledim. Aslında her insanın içinde bir kötülük nüvesi olduğunu ve onu beslemek ya da öldürmek arasında seçim yapmaya çalışan o kişinin zayıf bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu fark ettim. Yer yer “Bu kadarı da olmaz!” dediğim kötülüğün, öfkenin ve nefretin benzerlerine, azına, çoğuna aslında hayatımızda sıkça rastlıyoruz maalesef.
Kalemine hayran kaldığım yazarın, ilk ve son kitabının bu kadar keskin bir kötülüğü ele alışı aklıma biraz “Acaba bu kadının çevresinde hiç iyi insan yok muydu?” sorusunu getirtti ve bir miktar şaşırttı beni. Ama onu kötülükten ayırt edebilmek için insanın iyilikle de bir şekilde yolunun kesişmiş olması gerekir.