Bahçede uçuşan iki iskete kuşu gördüm. Beni görünce gittiler. Bekledikleri ben değildim.Düşünüyorum da, on yıldan fazla yaşamıyorlar ama buna rağmen capcanlılar, neșe dolular, beni allak bullak ediyorlar. Bir iskete kușu olsaydım sonsuz bir hüzün taşırdım. Allahtan sen bir iskete kuşu değildin, daha uzun bir süre benim olabildin.
Ne zaman sana ait bir şey görsem fena halde üzülüyorum, özellikle el çantanı gördüğümde. Eve her girdiğimde ve onu antredeki bir sandalyenin üstünde gördüğümde, senin evde olduğunu anlar, rahatlardım. Artık, çantan hep orada ama sen yoksun.
García Márquez yazmıştı: "Sevdiğimiz insanlar bütün eşyalarıyla birlikte ölmeli."'