Son 10 sayfadan itibaren gözyaşlarıma mâni olamadım. Sözcükler ile tasavvur edilebilecek ve her insanın içinde kendini bulacağı çok kısa ama en uzun aşk. İyi ki okudum..
Ölüme giden bir zihnin son anına kadar yaşadığı şeyleri kelimeler ile işlemek... Sözde medeni ortaçağ Avrupasında kesin yargılar olmadan hatta basit iddialar ile bile ölüme mahkûm edilmenin ve hatta bu ölümlerin adeta birer gösteri havasında insanlara izletmenin ne denli canice olduğunu her kelimesi ile bizlere anlatan güzel bir kitap.
İlk kez bir kitap hakkında yorum yapmakta zorlanıyorum. Koca bir ömrü bir kaç dizeye sığdırmak gibi bir şey. Bu nedenle Joanna Trollope'nın yorumunu yapacağım sadece: "muhteşem"..
Nasyonal sosyalistlerin Yahudi soykırımının bir çocuğun gözünden anlatıldığı eşsiz bir kitap. Yapılan soykırım ne kadar kötü bir şey olsada bazı yapıtların aksine Yahudiler melek olarak tasvir edilmemiş. Onun yerine olabilecek en objektif biçimde yani 9 yaşında bir çocuğun gözünden anlatılmıştır. Arkadaşlığın, dramın ve sanırım ilahi adaletin öyküsü.
Mekan zaman ve kurgu günümüz basit dizilerine benziyor eleştirisini yapmam gerekiyor. Kitabı beğendim fakat sayfa sayısı az olduğu için mi bilemiyorum hikâyenin sonu pek tatmin edici değil. Bu benim kişisel görüşüm olduğu için okuyup kendiniz karar verin. Keyifli okumalar..