Bir gün bir kadının kapısı çalınır.
Kapıdaki adam, geçmişten tanıdık bir yüzdür.
Sesi biraz yorgun, biraz çekingen:
“Geceleri uyuyamıyorum. Uyku ilaçları fayda etmiyor. Hayatımda başka kimse de yok. Eğer senin için de uygunsa, bazı geceler birlikte uyuyabilir miyiz? Yalnızca sohbet edip, uykunun daha kolay gelmesini istiyorum.”
Hikâye tam da burada başlar. Hayatlarının ikinci yarısında yolları kesişen iki insan, yalnızlığı bir anlığına olsun unutma isteğinin ne kadar insani ve doğal olduğunu hatırlatır. Baştan sona samimi, sade ve huzur veren bir anlatı. Dilinin yalınlığı, duygusunu azaltmıyor; aksine, insanın kalbine daha sessiz ama daha derin dokunuyor.
Dilerim ömrünüzün bir iki gününde bu kitaba rastlarsınız.