TV karşısında geçirilen uzun saatler insanın bedenini tembelleştirir, gönlünü yorar, aklını ve dilini geveze haline getirir ve ruhunu giderek çoraklaştırır. Güzel kitaplarla geçirilen zaman insanın ruhunu canlandırır, bedenini dinlendirir, zekâsını kibarlaştırır ve gönlünü güzelleştirir.
Hatırlayalım; iradeyi güçlendirmek kendimizi sorunlu durumların içine sürükledikten sonra oradan çıkmak için çırpınmak değil, o durumlardan baştan kaçınmanın yollarını aramak ve kendimizi o sorunlardan korumayı bilmekti. Bu yüzden saatlerce televizyon izleyip hareketsiz kalmak yerine aktif olacağımız etkinlikler seçmek daha anlamlı bir tercihtir.
Bir süre bilinçli bir çaba ile tek başımıza zaman geçirmemiz irade bataryamızı yeniden doldurmamızı ve hayatın bizi bekleyen fırtına ve yüklerine karşı baş etmeye hazır olmamızı sağlar. Bu yüzden zaman zaman hayatımızı ve ilişkilerimizi gözden geçirmek, insanlarla sınırlarımız çok fazla iç içe geçtiyse bir süre uzaklaşmak veya kronik bir yalnızlık içine girdiysek bağlarımızı güçlendirmek gerekir.
Insanlarla araya mesafe koymak ve bir süre hayatın ve insanların gürültüsünden uzaklaşarak kendi köşemize çekilmek önemli yararlar sağlamaktadır. Bu inziva sürecinde kişi dış uyaranlara daha az maruz kalır. ayartıcı şeylerden uzak olur, iradeyi zorlayan zevklerle arasında fiziksel ve ruhsal bir mesafe koyar. Benzer şekilde, inziva veya tek başına kalma süreci zihnin gereksiz bir yığın konuşmadan, malumattan, haberden, dedikodudan uzaklaşarak daha berrak düşünmesini sağlar. Bu da dikkat ve odaklanma becerimizi artırır, hayatımızın muhasebesini daha iyi yapmayı, ruhsal ve fiziksel enerjimizi daha verimli kullanmayı sağlar.