Gerçi onlar beni sevmiyorlardı, ama aslı aranırsa benim de onları sevdiğim yoktu. Onların da böyle kendi aralarına karışmayan, ne yaradılış, ne yetenek, ne de eğilim yönünden kendilerine benzeyen, aykırı, yabancı bir varlığı bağırlarına basmaları beklenemezdi elbet. Onlara göre, ben işe yaramaz nesnenin biriydim. Onlara göre bir yararı olmayan, zevk vermeyen, hareketleri karşısında dikleşen, düşüncelerini küçümseyen, tatsız bir varlık!..
Şimdi düşünüyorum ki, hayatta bu çaresiz ve şefkatsiz mazilerin boşu boşuna geçişinden meydana gelen ne garip bir hiçlik, ne yok olmayı seven ve hayal dolu bir boşluk, ne belirsiz, ne sırlarla dolu bir sürat var!