Hiç bir sey bir anda degismez: derece derece isinan bir küvvette farkina varmadan haslanarak ölürsünüz. Elbette gazetelerde öyküler vardi, hendeklerdeki yada ormalardaki cesetler, ölesiye dövülmüs yada sakatlanmis, eskiden dedikleri gibi saldiriya ugramis; ancak bunlar baska kadinlar hakkindaydi ve bunlari yapan erkekler baska erkeklerdi. Hiç biri tanidigimiz erkekler degillerdi. Gazete öyküleri bizim icin rüya gibiydi, baskalarinin gördügü kötü rüyalar. Ne korkunç derdik. Öyleydiler. Ancak inandir olmaksizin korkunctular. Asiri melodramatiktiler, bizim hayatimiza ait olmayan bir boyuta sahiptiler.
Gazetelere konu olmayan insanlardik biz. Baski kenarlarindaki beyaz bos alanlarda yasiyorduk. Bu bize daha cok özgürlük verirdi.
Öyküler arasindaki bosluklarda yasardik.
„Birden fazla özgürlük cesidi vardir derdi Lydia teyze. Bir seyleri yapma ve birseylerden sakinma özgürlügü. Anarsi günlerinde birseyleri yapma özgürlügü vardi. Simdiyse size sakinma özgürlügü veriyorlar. Azimsamayin bunu sakin.