NECİB MAHFUZ/ CEBELAVİ SOKAĞI’NIN ÇOCUKLARI-kırmızıkedi yayınları,çev:Leyla Tonguç Basmacı(roman-453syf.)
Saramago’nun ‘’İncil’deki İkinci İsa’’ romanı, Salman Rüşdü’nün ‘’Şeytan Ayetleri’’ eseri gibi insanlığın gizemli, ama bir o kadar da acılarla, muammalarla dolu serüvenini, insan türünü en çok meşgul eden teolojik anlatıların satır aralarında ve rehberliğinde anlamaya çalışan Cebelavi Sokağı’nın Çocukları, etkileyici bir dinler tarihi alegorisidir.
İnsan türünün ‘güç ve iktidar’ sarmalı etrafında şekillenen tarihine bir başka pencereden bakma çabası. Düzenler, sistemler, ideolojiler, dinler, yaşam biçimleri, iktidarlar, muktedirler değişir ama bir şey hiç değişmez. O da; şiddet, zorbalık, haksızlık, zulüm ve ölüm döngüsüdür. Bunların her biri, kendi yöntemiyle insanlığın selametini müjdeleyerek gelse de sonuçta hiçbiri bir kötülüğe dönüşmekten kurtulamaz. Geride bıraktıkları; birbirinden acı kötülük dolu sayfalardır.
2004 yılında “Tarihteki 100 Muhteşem Kitap” başlıklı bir listede 14. sırada yer almış olan bir eserdir, söz konusu olan. Açıkçası okuma sırasında birbirine çok benzeyen hikâye ve kahramanlardan oluşan bu romanla, Mahfuz’un başlangıçta neyi amaçladığını anlayamamış ve neden tekrara düşmüş diye düşünmüştüm. Ancak söz konusu olan Mahfuz ise bu tekrarın daha derin başka anlamlara gelebileceğini de güçlü bir şekilde aklımda tutmaya devam ettim. Roman ilerledikçe durum aydınlanmaya başlamıştı.
Çağdaş Arap edebiyatının en büyük yazarı Necip Mahfuz ve en tartışmalı romanı da Cebelavi Sokağı’nın Çocukları’dır dersek abartmış olmayız. Nobel alan ilk Müslüman yazar da Mahfuz’dur. “Cebelavi Sokağı’nın Çocukları” romanının macerası, 1959 yılında El-Ahram gazetesinde yayımlanırken İslami yorum ve hükümlerin kalesi El Ezher üniversitesi tarafından aforoz