Bir de, hiç kimsenin sevgi dolu bir tek sözcük ve şefkat dolu bir ilgi sarf etmediği çocukları çıplak ve aç halde so kaklarda koşuşturan, cehalet ve hurafelerle büyüyen, doğ dukları güne lanet yağdıran; asla bir parça temiz hava solu
yamadıkları karanlık, rutubetli bodrumlarda, sürü gibi top lanmış, yırtık pırtık elbiseler giyinen, sefaletin bütün yükü nü beşikten mezara dek sırtlarında taşıyaniara bir bakın.
Siz ahlakçılar, siz hayırseverler, bu iki resmin ürkütücü karşıtlığına bir bakın ve bana bunun suçlusunun kim oldu ğunu söyleyin ! Yasal yollarla veya başka şekillerde fahişelik yapmaya itilenler mi, yoksa kurbanlarını böylesi bir ahlaki çürümeye sürükleyenler mi?
Sebep fahişelikte değil, toplumun kendisindedir; özel mülkiyelin eşitsizliğine dayanan sistemde, Devlet ve Kili se'dedir. Suçsuz kadınların ve çaresiz çocukların soyulma sını, katiedilmesini ve onlara şiddet uygulanmasını yasal laştıran bu sistemdedir.