✏Martin Eden, Jack London'ın yarı otobiyografik başyapıtı.
✏Nasıl ki bitkiler yetiştikleri toprağın kimyasallarından beslenerek meydana geliyorsa yazılan bütün eserler de yaşanılan çağın izlerinin damıtılıp sayfalara aktarıldığı çıkarımlar yapabileceğimiz anlatılar bütünüdür. Ana karakterimiz Martin Eden olsada aslında denizcilik, altın avcılığı, çamaşır yıkamacılığı gibi birçok yanıyla Jack London'ı okuyoruz, onu tanıyoruz ama tamamıyla değil. Yani demem o ki Martin Eden'ı okuyarak 1900 yılları Amerikasının toplumsal yaşantısını görebilir, dönemin burjuva ve işçi sınıfıyla tanışma fırsatı yakalayabilir, ayrıca Jack London'ın da aile hayatı, gençliği, evliliği ve eğitimi gibi hayatına şekil veren faktörler hakkında bilgi sahibi olabiliyoruz.
✏Peki bu muhteşem eserin konusu nedir ve neden okumalıyız?
Klişeleşmiş edebi kalıpların içerisinde zengiz kız-fakir oğlan edebiyatı başı çeker, doğal olarak sıkılırız. Çünkü alışmışızdır okumaya, izlemeye ama bu kitap hiç öyle sıkılmanıza ihtimal bırakmadan geçip gidiyor, ne ara bittiğini anlayamıyor, kapağı kapatmak istemiyorsunuz.
✏Kitabı okumadıysanız eğer spoiler olmaması için bu paragrafı atlayabilirsiniz :)
✏Martin Eden işçi sınıfına mensup diğer tüm işçi sınıfı üyeleri gibi basit birkaç zevkin etrafında dolaşıp duran, gücü kuvveti yerinde, fiziği düzgün bir beyefendi. Geleceğinden habersiz, aralarında uçurum gibi statü farkı olan Ruth ile tanışıyor ve tabiri caizse onun için kozasından çıkıp gelişme ve olgunlaşma evresi başlamış oluyor. İlk başta biricik aşkı Ruth için verdiği olağanüstü gelişim-değişim mücadelesinin, aylar süren yazım çabalarının hoşnutluğuyla ilerlerken açlık günlerinin zorluğu ve konuşup görüştüğü sayılı kişilerden karşılayamadığı güven gereksinimi sonralarda burjuvazi güruhunun sefaletini farkına