Ve sen yürüyeceksin. İçinde yanmış o lâmbaya varma aşkının mumunu rüzgârda söndürmemeye nice özen göstererek, yürüyeceksin. Yoksa bu yolda, en ufak bir özensizlik, ruhunun mumunu söndürür. Ve o söndü mü, birdenbire, ta ötede, karanlıklar içinde, gecenin zerrelerini titreştirerek umut ışığı saçan o küçük lâmbanın da bir daha yanmamacasına söndüğünü görürsün. Ve o zaman, işte sen, her yönden çepçevre karanlıklarla, açılmaz ve sökülmez karanlıklarla kuşatılmış olarak, gömülmesini bekleyen bir ölüden farksızsın.