“Bu arada bir şey de öğrendim. Bir insanı onunla iyice bir kapışmadan tanımaya, ne mal olduğunu anlamaya imkan yok. O zaman içyüzlerini ortaya koyuyorlar.”
Stefan Zweig hastasıyım aslında. Bendeki yeri çok başka lakin Clarissa hiçbir beklentimi karşılamadı. Okurken keyif almadım. Onun o efsane ruhsal tasvirlerini aradım bulamadım. Zweig’in uzun soluklu okuduğum ilk romanıydı daha öncesinde hep kısa eserlerini okumuştum. Belki de bu sebepten ötürü kitapla bağ kuramadım. Oysaki savaş hikayelerini severim... Neden? Neden?! ;) Bazı bölümler hoşuma gitmedi de diyemem. Kitabın büyük çoğunluğunda aradım bulamadım ama bazı yerlerde ‘Ben buradayım’ diye sezdiriyordu Zweig. Velhasıl kelam hala Stefan Zweig seviyorum. Bir kitabı beğenmedim diye silecek değilim. Bende sağlam bir yer bırakmış, sarsılmıyor.
Ayşegül Çelik’in ilk kez bir eserini okudum ve hayran kaldım. Gerek arka kapaktan gerekse daha ilk sayfalardan nasıl bir okuma tecrübesi yaşayacağınızın sinyalini alıyorsunuz zaten. Okuması keyifli, düşündürücü ve sürükleyici bir öyküydü. Mutlaka okunmalı. “Sen, kağıdın sesine fütursuzca kulak kabartan okur... Bilmelisin ki bu satırların yazarı bir kadındır. Elinde tuttuğun sayfaya kalemin kondurduğu işaretler, bir kadının avaz avaz bağıran avuçlarından kaynıyor.”
Kağıt GemilerAyşegül Çelik · Can Yayınları · 2013284 okunma