Hilal M.

Hilal M.
Translator
17 Şubat
58 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
7/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
Serinin 7.kitabı bize John Verdon’un yaşadığı müddetçe bizim sözde emekli Dave Gurney’i oradan oraya koşturmaktan vazgeçmeyeceğini bir daha kanıtlıyor. Temposu yüksekmiş gibi gözüken fakat Gurney’in üstün yeteneklerini seyre dalma keyfini kitabın son kısmına kadar çok da fazla alamadığımız bir hikayeydi diye düşünüyorum. Benim serideki favori kitabım Gözlerini Sımsıkı Kapat ile kıyaslandığında (değerlendirmemi böyle yapıyorum genelde) ortalama bir kitaptı fakat asla vasat değildi. Merak içerisinde okuttu kendini. Belki de fazla merak içinde. Bu da okura sanki öylesine bir cinayet soruşturmasına Gurney aracılığıyla şahitlik ediyormuşuz ve Gurney’nin de konuya dair çok orijinal fikirleri yokmuş gibi hissettiriyor. “Ee, bizim adamımızla ne alakası var?” diye sorgulatıyor bir diğer deyişle. Bunun dışında olayların son ana kadar gizemini koruması ve ilginç bir şekilde birbirine bağlanması John Verdon’un klasik stratejilerinden birisi ve bu kitapta da işe yaramış gibi görünüyor. Madeleine ve Gurney’nin ilişkisinin dinamikleri , karakterlerle yaklaşık 10 senelik bir geçmişim olduğu için bana sanki gerçek hayatta onları tanıyormuşum gibi tebessüm ettirdi beni. Gurney’yi ise çok iyi tanıyorum artık ve onunla beraber düşünüyormuşuz gibi hissediyorum. Bir polisiye/gizem serisiyle böyle bir bağ kurmak garip gelse de bu durumdan rahatsız değilim. Yazarımız yaşlandı, umarım bu yeni dahi dedektif David Gurney hikayelerini okuyamayacağımız anlamına gelmez. John Verdon pes edecekmiş gibi gözükmüyor. Bekleyip göreceğiz. I love you Dave Gurney. Keep up the good work
Tepenin LanetiJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20212,743 okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.··
2020 57. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2020 22:11
Vakıf serisinden naçizane, çok da nitelikli sayılmayacak ve inceliksiz bir çıkarım yapmam gerekirse, o çıkarım şu olurdu: İster 1.000 yıl geçsin isterse 100.000, ister imparatorluklar kurulsun, yıkılsın; isterse yerlerine yenileri gelsin, ister görece zavallı, küçücük bir Güneş Sistemi’ndeki yine ufacık bir gezegende yaşayalım, isterse de galaksinin dört bir yanına yayılmış bir gerçekliğin parçası olalım: insanoğlu değişmeyecektir. Kullandığımız aletler, araçlar, baktığımız gökyüzü, bizi ısıtan güneş ve aydınlatan ay şekil değiştirebilir. Kim bilir? Belki bundan 100 yıl sonra kulaklarımız daha uzun, gözlerimiz daha büyük olur. Her şey değişir. Ancak insanın sadece ve sadece ona has dürtüleri, güdüleri, duyguları hem birey düzeyinde hem de toplumsal düzeyde ilelebet aynı kalacaktır. Asimov’un anlatmaya çalıştığı, bunu yaparken de çok güzel iş çıkardığı mesele kanımca budur. Bu çıkarıma kendi kendimize ulaşmamıza da gerek yok aslında. Her şey açık kitapta. Psikotarih bilimini anlatırken Asimov, bu bilimin bireysel davranışları değil toplumsal davranışları öngörebileceğini ve bu toplumsal davranışların da sandığımız kadar karışık olmadığını ve kolayca anlaşılabileceğini söylüyor. Tam da dediği gibi oluyor. İnsanoğlu galaktik bir imparatorluğun sınırları içerisinde, tekerleği icat ettiği zamanların ötesinde, küçük sevimsiz mağarasından çok uzakta ama gelin görün ki milyonlarca yıl önce savaşa, göçe, çöküşlere, kuruluşlara ve diğer her şeye nasıl tepki verdiyse şimdi de aynı tepkiyi veriyor. Kaostan faydalanan akbabalar, savaşın getirdiği çaresizlikle kendini birilerinin uydurduğu dinin, mistisizmin, mitolojinin içinde kaybedenler, otorite boşluğundan istifade edip barbar, ilkel bir yaşam biçimine dönenler ve daha çok fazlası. Hepsi tanıdık manzaralar. Hepsi tekerrür eden
Edebiyat
İkinci VakıfIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20202,072 okunma
Gemide Yer Yok, indeed
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2020 01:57
Şüphesiz okuduğum en özgün ve en farklı kitaplardandı. Sıfır diyalog, bolca ruhsal betimleme, konusuna rağmen sakin bir kurgu. Tabiri caizse psikoloji ilminin herhalde tüm olanaklarını kullanarak belirsiz bir ülkede, belirsiz bir şehirde, belirsiz bir adamın yine belirsiz nedenlerden çıkan iç savaş şartları altında hayatta kalmaya çalışmasını anlatmış yazar. Ama nasıl anlatmış? Canına okumuş. Baş karakter oldukça aklı başında ve uyanık bir insan olsa da yaptığı birkaç tane mantıksız hareket mevcut ve bunlar biraz sinir bozuyor. Ama önemi yok. Kitabın sonunda ne olmuş, adam ne yapmış vesaire, bunlar üzerinde en son konuşulacak detaylar. Zira romanın odak noktası burası değil. Kitabın isminde geçen ‘Gemi’ aslında Hz.Nuh’un gemisine bir gönderme. Kitap içerisinde de kıssaya yapılan (Kuran’daki kıssa esas alınmışa benzemiyor) göndermeler oldukça fazla ve inanılmaz bir etki bırakıyor insanda. Karakterin içinde bulunduğu duruma cuk oturuyor, kıssadaki her detay, hikayedeki her detayla örtüşüyor neredeyse. Ömer F.Oyal’dan okuduğum ilk kitap Gemide Yer Yok ve kendisi keşfettiğime çok sevindiğim yazarlar listesine eklenmiş oldu.
Edebiyat
Gemide Yer YokÖmer F. Oyal · Yapı Kredi Yayınları · 2019187 okunma
8/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2020 21. kitabı
Serinin 6.kitabı. Son kitapların üzücü bir şekilde niteliksiz olması bana bu kitapta da hayal kırıklığına uğrayacağımı düşündürmüştü. Ama öyle olmadı. İlk kez John Verdon okuduğumda hissettiğim duygularla okudum kitabı. Neden David Gurney’i bu kadar sevdiğimi tekrar hatırlattı yazar. Kah şaşırdım kah diklendim oturduğum yerde. Heyecanlandım ve tahmin edemediğim -veya etmemiş gibi davrandığım- sürprizlerle karşılaştım. Ağzımın açık kaldığı da oldu. Sonu -katil ve cinayetin açıklanışı- kitabın diğer kısmına oranla daha az iyiydi ama olsun. Bir çırpıda bitti son 200 sayfa. David Gurney’nin zihninde dolanmak, onunla beraber gizemleri çözmek harika bir his ve anladım ki serinin bitmesini istemiyormuşum. John Verdon, yazmaya devam çünkü ben okumaya devam edeceğim.
Edebiyat
Fırtınada YanacaksınJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20184,121 okunma
10/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2020 22:40
Tesla hakkında söylenen hiçbir şeyin abartılmadığını, onun şu an kullandığımız her teknolojik alette bir katkısının olduğunu, çağdaşlarının hayalini bile kuramadığı şeyleri kendine has yeteneğiyle kafasında icat ettiğini ama “Dünya buna hazır değil.” diyerek -başaramadım diyerek değil- çoğunu hayata geçirmediğini öğreniyorsunuz. Nikola Tesla öyle bir deha ki! Nasıl ifade edebilirim bilmiyorum. Kitabı ağzım açık şekilde okudum. Bu kadarı da olmaz, dedim. Bugün övünçle bahsedilen teknolojik gelişmelerin bir asır önce bu deli adam tarafından zaten “mümkün” olduğunun söylenmiş olması gerçeği inanılmaz. O günlerde değil de şimdi yaşasaydı, fikirlerinin delilik olarak değil deha olarak görüldüğü bugünlerde yaşasaydı ağzımızı açık bırakacak tonla şey daha olurdu. Buna eminim. “Tesla var ya ne adamdı ha!” Diye işittiğinizde pek bir anlamı olmuyor, sizi etkilemiyor ama kendi ağzıyla yazdığı ve yine kendisini anlattığı 100 sene evvelki metinlerini okuduğunuzda işin ciddiyetini kavrıyorsunuz. İşte şimdi sonsuza dek saygı ve sevgimi kazandı. İcatları nasıl çalışır, neye yarar? Bunları anlamak zorunda değil insan. Onu, ufkunun genişliğini ve dünyayı iyileştirmeye bir ömür adadığı gerçeğini kavramak yeterli.
Bilim
İcatlarım ve HayatımNikola Tesla · Alfa Yayıncılık · 20173,035 okunma
Reklam