“Sence aşk diye bir şey var mı baba?"
Yine güldü babam. Seviyordum onu gülerken görmeyi. "Ne o kerata? Yoksa Hatice ablana mı yaktın abayı?" Diyorum ya, çok uyanıktır peder. Kime çekmişse?
Böyle durumlarda genellikle yaptığım gibi inkâra yeltenmedim. Ben de gülümsedim. "Bu da geçer," diye mırıldandım. O zaman kahkahayı patlattı babam”