kamelyalı kadın

kamelyalı kadın
@mrssamsaa
Instagram hesabı: beyzzzblog
16 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·308 syf.··
2023 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2023 20:08
Merhaba Bugün Hüseyin Nihal Atsız'ın Ruh Adam kitabından bahsetmek istiyorum. Yazarımız kitabın girişinde bizi Uygur masalıyla karşılıyor. Bu kitaba güzel bir başlangıç havası katmış. Okurken sonlarına doğru masal ile kitabın işleyişinin bağını kuracaksınız. Kitap başta bilinen bir tarihi roman havasıyla başlasa da ilerleyen kısımlarda olağanüstü öğelere yer verilmesiyle ve sıradanlıktan uzak bir anlatımla devam ediyor. Hiç beklenmedik şekilde devam eden ve çoğu yerde merakımı katlayan kısımlarıyla o kadar akıcı bir kitaptı ki nasıl bitirdiğimi anlamadım. Kitabın içerisinde bir şiir var ki o şiiri edebiyatla ilgili olup bilmeyen çok azdır diye tahmin ediyorum. "Geri Gelen Mektup" adını verdiği şiir yazarımızın gerçek hayatında yaşadığı aşkın neticesinde yazdığı fakat karşılık bulamayıp geri verilen mektubundaki şiiridir. "Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu." Hüseyin Nihal Atsız bilindiği üzere Türkçülük ve Turancılık fikri ve davası güden milliyetçi bir yazar olduğu için Türklüğe dair öğelere fazlasıyla yer vermiş bu kitabında. Ayrıca kitabın bitişinden sonra bazı bilinmeyen kelimeler için sözlük eklemesi vardı bu da hoşuma gitti Konusuna gelecek olursak kendi nefis mücadelesini sürdüren yüzbaşı Selim Pusat'ı anlatıyor. Bir gün türlü iftiralar sonucu çok sevdiği ve hayatını adadığı askerlik mesleğinden tüm rütbeleri sökülerek ihraç edilir. Her şeyini kaybetmiş olan kahramanımız artık hayattan insanlardan tiksinmektedir ve bunu en yakın dostu olan eşi edebiyat öğretmeni Ayşe Pusat'a da fazlasıyla yansıtmaktadır. Ayşe, eşi için çözüm yolu arayan temiz kalpli ve sabırlı karakterimizdir. Kitabı okurken, Selim Pusat'ın davranışları
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202133,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·256 syf.··
2023 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2023 22:06
"Kullanamadiktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?" Balıkesir'den konservatuvarda okumak için İstanbul'a akrabalarının yanına gelen Macide ve onu vapurda görüp aşık olan Ömer'i anlatıyor. Bazı durumların sonucunda bir anda hayatlarını birleştirmeleri gerekir. Devamında olaylar cereyan eder. Hayat mücadelesi, geçim derdi ve birbirlerinden tamamen farklı kişilikleri onları beklenmedik durumların içerisinde bırakır. Roman 1940 yılında yayınlanmıştır. O dönemde milliyetçi tarafın önderi kabul edilen Hüseyin Nihal Atsız tarafından milliyetçileri aşağılayıcı ve küçük düşürücü olduğu şeklinde eleştirilmiştir. Kitaptaki Nihat karakterinin de Hüseyin Nihal Atsız olduğu düşünülüyor. Sabahattin Ali, dönemin milliyetçileri için sadece görüntüden ibaret olduklarını, sahte ve içi boş olduklarını, zaaflarla dolu olduğunu kitapta hissettiriyor. Sabahattin Ali'nin okuduğum ikinci romanı "İçimizdeki Şeytan'' oldu. Eski Türk filmi tadı aldığım bir romandı. O sıradanlıktan kurtaran kullandığı üslup ve hayata dair güzel mesajlar verebilmesiydi. Sabahattin Ali'nin edebi diline o kadar alıştım ki diğer kitaplar yavan gelecek diye korkmaya başladım. Anlatılmak isteneni öyle farklı açılardan öyle başka bir dille sunuyor ki okuyucuya adeta dil şöleni yaşatıyor. "İçimizdeki şeytan bazen iradesizliğimizin, bazen tembelliğimizin ve hatta bazen de kararlarımızın sonuçlarını göze alamadığımızın yansımasıdır” diyor. insanın zayıflıklarının içimizdeki şeytan denilen olguyla üstünün kapatılmaya çalışıldığının mesajını alıyorum. Bu olgu bizlere karanlık olan yönlerimizi , zayıflıklarımızı hoş görebileceğimiz bir alan açıyor. Bütün suçu ona atmakta geri durmuyoruz. Kitabın sonuna geldiğimde Sabahattin Ali yaptın yine yapacağını dediğim bir sonla
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,7bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2023 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2023 14:03
1892 yılında yayımlanan ''Altıncı Koğuş'' kitabı o dönemin Rusya'sında baş gösteren sınıf farklarını, bireyselliği, üst tabaka diye tabir edebileceğimiz bir kesimin hükmünde ilerleyen düzeni gözler önüne seriyor. Baş karakter doktor Andrey Yefimıç'ın konuşmaya değer akıllı insan arayışının Altıncı Koğuş da son bulmasını anlatıyor. Andrey Yefimıç bulunduğu dönemi kendi içinde eleştiren, yapılan usulsüzlüklerin farkında olup içten içe rahatsız olan fakat gözlerini olanlara yumup bu çarpık düzene dahil olan bir karakterdir. Bunu şu sözlerinden de anlayabiliriz: "Zararlı bir işe hizmet ediyorum ve aldattığım insanlar için aylık alıyorum. Namuslu değilim, ama ben tek başıma bir hiçim, kaçınılmaz olan sosyal kötülüğün bir parçasıyım sadece.'' Çehov, aslında sadece o dönemde Rusya da yaşananlara değil, bütün insanlığın sorunu olan ve halen günümüzde de devam eden sorunlara parmak bastığı için evrensel bir yazardır. O günden bugüne değişmesi ve gelişmesi gereken durumlar maalesef ki aynı, can sıkıcı tabloyu gözler önüne seriyor. Çehov'un sayfa sayısı anlamında çerez fakat düşünsel açıdan derin öyküsüne gerçekten bayıldım ve okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum.
1000Kitap
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2023 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 11:36
''İnsanların yaşayış şekillerini şimdi bile anlayamıyorum. Mutluluk fikrimin diğer herkesin mutluluk fikriyle tamamen çelişmesinden korkuyorum.'' • Baş karakter Yozo Oba'nın çocukluğundan itibaren kendini diğer insanlardan farklı, insanlıktan tamamen uzak görmesi ve toplum tarafından kabul görmeyi önemsemese de insanlar tarafından rahatsız edilmemek adına gizlendiği şaklabanlık maskesinin ardından bize içini açıyor. Toplumun dayatmalarını anlayamayışı ve belki kendi olamamanın verdiği acıyla hayatı boyunca kıvranıyor. • Hepimiz hayatımızda belli kalıplara girmeye zorlanmadık mı sahiden? Sizi sadece siz olarak seven bir toplum olma fikri ne kadar imkansız görünüyor değil mi? Günlük yaşamımızda çoğumuzun takmak zorunda olduğu maskeler vardır. Baş karakter Yozo Oba'nın da ruhunu ezen ve asla bu düzene uyum sağlayamayacağını düşünmesine sebep olan da bu toplum dayatmaları. " Ne zaman başkalarının yanında olsam, o korkunç sessizliklerden birinin aniden ortaya çıkması ihtimaline karşı sürekli tetikteydim. Doğam gereği suskun biri olsam da, sanki büyük bir zafer ya da korkunç bir yenilgi ipin ucundaymış gibi, çaresizce soytarılığıma devam etmek zorunda hissederdim." • İnsanlığımı Yitirirken, kitabın yazarı Osamu Dazai'nin hayat hikayesiyle paralellik göstermesi de kitaba farklı bir hava katıyor. Osamu Dazai beş kez intihar girişimi sonucunda 39 yaşında vefat etmiş "Ölemeyen Adam'' olarak anılan bir yazardır. • Kitabı okuduğum süre boyunca içimde inanılmaz bir hüzün oluştu. Bazı cümlelerde kendimi bulup bazılarında ise baş karakterle empati yaptım. Keyifle okudum diyemem tamamen hüzünle ve can sıkıntısıyla okudum. • Okuduğum ilk Japon edebiyatı kitabı olarak kitaplarımın arasında yerini aldı. Japon klasiklerine başlayacak arkadaşlar için güzel bir başlangıç kitabı
İnsan ve Hayat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma