Halkın çoğunluğu müzelerin, kendilerinin dışında kaldığı bu gizemliliği gösteren kutsal kalıntılarla dolu olduğunu kabul etmişlerdir. Paha biçilemez bir zenginliğin gizemi. Başka türlü söylersek, bu insanlar özgün sanat başyapıtlarının (hem para hem de manevi değerler açısından) varlıklılara ait olduğuna inanırlar.
Saflık iki yanlıdır. İnsan bir tertibe katılmayı yadsıyarak o tertibin getireceği suçluluktan kurtulur, saf ve temiz kalabilir. Saf kalmak, aynı zamanda bilgisiz kalmak anlamına da gelebilir. Buradaki çekişme saflıkla bilgi (ya da doğalla kültürel) arasındaki çekişme değildir. Sanatı yaşantıların her yönüyle bağdaştırmaya çalışan kapsayıcı yaklaşımla, çökmekte olan bir yönetici sınıfın özlemini gidermekle görevli olan birkaç uzmanın ayrım gözetici sanat yaklaşımı arasındaki çekişmedir
Başka ülkeye gitmek deneyimdir, maceradır, belki fırsattır ama asla kesin çözüm değildir. Ekonomik rahatlık iyi bir ikna yöntemidir ama hayatın büyük resmi ekonomik değil, psikolojik ve kültüreldir. Ve insanın kendi ülkesinde bulamadığı huzuru, dünyanın başka bir yerinde otomatik olarak bulacağına inanması, en büyük yanılgısıdır. Çünkü coğrafya değişir, şartlar değişir ama insan kendiyle gitmeye devam eder. Ve insan, kendinden kaçabileceği bir ülke bulamamıştır henüz.