Birçok hikaye okudum bu zamana kadar. Lâkin hiçbiri bu kadar sade, akıcı, sürükleyici değildi. Bu kadar sade olmasına bakmayın, kitaptan çıkaracağınız mesajlar son derece yoğun. Kitap 9 yaşındaki bir çocuğun yaşadığı olaylar ve bu olayların sonucunda çocuğun zihninde geçen düşünceler çerçevesinde ilerliyor. Kitap 9 yaşındaki çocuğun çevresinde ilerliyor belki ama 70 yaşındaki bir insanın dahi okuması, çocuğun yerine kendini koyması, onun ile yaşaması gerekiyor. Ancak o zaman anlatılmak istenen içinize işliyor.
Eserde çocukların din, dil, ırk gibi ayrımlar ile ayrılamayacağını, daha güzel bir ifade ile onların o temiz dünyalarının bu ayrımı anlamlandıramadığını net bir biçimde görüyoruz. Biri Alman, diğeri Yahudi olan Bruno ve Shmuel adlı iki çocuğun birbirilerine sımsıkı bağlanması çocukların evrensel duygulara sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Eserde ayrıca Nazi Almanya'sının o hastalıklı zihniyeti, kendilerini yüceltip diğer insanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmaları, doğru dürüst yaşama hakkı tanımamaları çok güzel işlenmiş. O yıllara gitmek, o zulümu bilhassa sonlara doğru okuduğunuz her kelimede hissetmek için bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. İncelememi Malcolm-X'in bu kitap özelinde değil tüm ayrımcılıklara seslenen, ve bir manifesto niteliğinde olan şu sözü ile bitirmek istiyorum. "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır."