Merve

Merve
@mrvaslnts
Gıda Yüksek Mühendisi
SDÜ
5 Mart
220 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 00:00
Tekrar tekrar okunabilecek hatta okunmalı da dediğim başucu kitabı niteliğinde bir eser. Tekrar tekrar diyorum ben öyle yapacağım çünkü. Bazı kitaplar bittiğinde başlar ya hani. Kapağını kapatsan da ayrılamazsın uzun süre etkisi sürer. Gidip gelip okumak istersin. Bolca altını çizdiğin, içine dokunan, içini okuyan, seni anlayan, senden yana olan, sana sarılan. İşte öyle bir kitap. Yazarın diğer kitaplarını okuyan biri olarak üstüne kat kat ekleyerek harika bir eser oluşturduğunu söylemek isterim. Ki ben kişisel gelişim kitaplarına mesafeli biriyimdir ama kitap türdeşi olan kitaplardan sıyrılıp kendini ayırt ettiriyor. Çünkü 'her şey geçer, geçecek, iyi olacak fikrini' öyle içi boş bir taraftan vermiyor. Altını doldura doldura. İçten, samimi. Polyannacılık yok. Acıysa acı kötüyse kötü günlerimiz olacak, zor zamanlarımız olacak ama onun da içinden geçip iyileşeceğiz. Düşeceğiz ama kalkmasını bileceğiz diyor. Yolumuza aldığımız derslerle devam edeceğiz. Hayat böyle bir yer , acı da hüzün de mutluluk da sonsuza kadar sürmüyor. "Unutma lütfen, hiçbir kış sonsuza kadar sürmez! Her bahar usulca gelir." Bu hayatta en önemli varlığımız kendimiziz. Ve yine en hoyrat davrandığımız da kendimiziz birçok zaman. Başkasına gani gani verdiğimiz anlayışı kendimizden sakınıyor kendimize acımasız olabiliyoruz bazen. Oysa en ihtiyacımız olan kendimizi sevmek kendimize iyi davranmakken.. Olduğumuz olmadığımız her şey için kendimizi suçlamamamız gerek. Kitap tam da bunları öğretiyor sana: Kendini önceliklendirmen kendi değerini bilmen bencillik değil. Tam da ihtiyacın olan. Çünkü dediği gibi kendine iyi davrandığında hayat da sana iyi davranır. Kendini sevdiğinde başkaları da seni sever. Üzerine fazlaca konuşabilirim aslında. Her satırı öyle güzeldi ki.. Yazarın dili, sanatını ustaca
Işılda Cüret Et GülümseAli Bayam · Destek Yayınları · 202563 okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2025 19. kitabı
"Daha sonra sınav günün geliyor ve sen kalkmıyorsun. Önceden düşünülmüş bir hareket değil bu bir hareket de değil zaten bir hareket yokluğu. Yapmadığın bir hareket, yapmaktan kaçındığın hareketler." Nerden başlayacağımı ne yazacağımı bilemediğim bir eserle buradayım. 100 sayfalık kısacık bir kitaptı ancak bıraktığı etki öyle olmadı. Bir paragraf okuyup duvar izleten cinsten. İçerik yoğun, anlatım harika. Olay yok, mekan yok. Karakterin adını bile bilmiyoruz. Sadece duygular var ruhsal bunalım ve müthiş bir kayıtsızlık hali. Kendini her şeyden soyutlamış hayatla bağı günden güne kopmakta bir adam hayata tutunacak gücü ve isteği olmayan biri. Yazar ikinci tekil şahıs dili kullanıyor sen diye hitap ediyor okura. Ama o sen dedikçe orda olan bendim sanki. O küçücük odada olan bendim. Daracık sedirde yatan bendim. Hiçbir sey yapmayan, her şeye ilgisini yitiren bendim, hissis umutsuz, hiçlikte kaybolan. Öyle anlar vardır insanın yaşamında umutsuz çaresiz yorgun hayatı sorguladığı, kendinden kaçıp kendine yakalandığı.. Varolmanın yükünü derinden hisseder insan. Her şeye kayıtsızlaşmak duyarsızlaşmak.  Hayatın sesi kısılır her şey anlamını yitirir. Durmak , hiçbir sey yapmadan öylece Hiçbir şeyin seni heyecanlandıramayacağı kadar hissizleşmek.. Tam da bunun romanı. Roman da değil bir monolog. "Oturuyor ve beklemek istiyorsun. Sadece bekleyecek bir şey kalmayana kadar beklemek. Gece olsun, saatler vursun, günler geçip gitsin, anılar silikleşsin." Aslında duygularla empati yapmaktan ziyade, biraz da bilmek hissetmek, yaşamış olmak satır aralarında kendimi görmek gibiydi benim için. Belki de kitabın beni bu kadar etkilemesinin sebebi budur tanıdık hisler bulmak. Hayatımın başka bir evresinde okusam nasıl anlamlar yükler nasıl etkilerdi bilmiyorum ama şuan şu zamanda benim
Uyuyan AdamGeorges Perec · Metis Yayınları · 20205,1bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2025 00:00
Dışardan bakıldığında nasıl da mutlu herkes. Ama içlerine baksak ne yaralar ne sırlar saklı. Bu hep böyle değil midir zaten dışarda en güzel tavrı takınır en güzel anlarımızı paylaşırız. Oysa herbirimiz ayrı dertlerle ayrı sorunlarla boğuşuruz farkettirmeyiz. Kimse bilmez de mutlu sanar ya. Emin Ethem Ekrem. Üç kardeş. Birbirlerine çok bağlı gibi görünen bir aile. Oysa yalanlarla sırlarla dolanmışlar birbirlerine hep. Ailenin çocuk üzerindeki önemi anne babanın cocuklarına verdikleri kadar veremediklerinin etkisi. Sevgiden iyi birsey yaptım sanarken yapılan yanlış. Dolayısıyla içlerinde büyüyen sevgiyi de sevgisizliği de nefreti de okuyoruz sayfalarda. Tam birine kızacakken öteki başlıyor anlatmaya. Bu böyleydi bundan dolayı böyle diye ha tamam ondan o ha o yüzden diye diye kimseye kızamayıp herkese hak veriyorsunuz. Bir kişinin yaptığı bir yanlışla başlıyor her şey aslında. Biri diğerini etkiliyor, o bir diğerini derken bir kısır döngü.. Akıcı, dili sade, bir çırpıda okunabilecek bir kitap. "Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da işte, kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki kendim bile sormadım kendime."
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 16. kitabı
Kağıt torbanın bir yüzünde İntihar Dükkanı yazısı var. Öteki yüzünde ise şu yazı okunuyor: "Hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin ölümünüzü başaracaksınız!" Böyle bir dükkan ve slogan görseniz ne yapardınız? İnsanlara kendi ölümlerini satan bir aile. Hayattan umudunu kesmiş kendini öldürmek isteyen insanların uğradığı bir dükkan. Zehirler, bıçaklar, kendnizi asmak için ipler, zehirli hayvanlar, öldüren öpücükler, çeşit çeşit ve yaratıcı intihar yöntemleri.. Dükkan sahiplerinden müşterisine herkes herşeyden bıkmış depresyon içinde. Yüzler asık , herkes mutsuz, karamsarlığın hüküm sürdüğü bir dünya. Tek bir kişi hariç. Ailenin küçük çocuğu Alan. Yaşama sevinci dolu, herşeye iyi tarafından bakabiliyor ve yüzü hep gülüyor. Karanlığı kendi aydınlıkları olarak gören bir aile için bir tehdit ve tabii ki tüm dengeleri değiştiriyor zamanla. Kitabın ismi ve konusu çok ilgimi çekmişti.  Ancak yazım tarzını ve karmaşık diyologlarını sevemedim. Ayrıca ailenin sürekli mutlu olduğu için küçük çocuğa bağırması etmesi, depresifliği dikte etmeleri olması gerekenin bu olduğundan o kadar emin olmaları beni biraz rahatsız etti açıkçası. Ve bu kadar ölüm sempatisi içinde olup da dünyevi düzenlerini devam ettirebiliyor oluşlarını aynı zemin üzerine oturtamadım. İlginç güzel bir konu ancak daha iyi işlenebilirdi diye düşündüm genel olarak. Ama farklı bir konu ve çerezlik okumak isteyenler için okunabilir.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2025 17. kitabı
"Uygarlık, sevgili torunlarım, alev tabakalarının içinde ve ölümün nefesinin altında yok olup giden şey uygarlıktı." Öyle bir virüs düşünün ki bulaştığı anda yüzünüz tüm cildiniz kırmızıya dönüyor. Ayaklarınızdan başlayan uyuşukluğun kalbe kadar gelmesiyle 15 dakika içinde ölüyorsunuz. Salgından kurtulan yaşlı Profesör James Howard Smith salgından 60 yıl sonrasında torunlarına olanları anlatıyor. Uygarlığın çöküşünü, bilginin, kültürün teknolojinin ortadan kaybolmasını okuyoruz. İnsan ırkının neredeyse tamamen yokoluşu ve ilkel hayata geri dönüş. "Kızıl Ölümün gelmesiyle birlikte dünya mutlak ve geri dönüşsüz olarak dağıldı, paramparça oldu. 10.000 yıllık kültür ve uygarlık göz açıp kapayıncaya kadar yok oldu, 'köpükler gibi uçup gitti." Kısa ama etkili bir kitap. Kısa sürede tüm dünyaya yayılan hayatın sekteye uğradığı covid zamanlarını hatırlattı. Çoğu kişinin işine gücüne okuluna devam edemediği kapanmalar, sokağa çıkma yasakları, tüm hayatın durması. Her gün resmi ölüm sayılarını takip edişimiz. Yağmacı çıkarcı insanların türediği aynı zamanda hastalığa çare bulmaya çalışan sağlıkçılarımız. Benzer özellikler bulmak mümkün. Keşke daha uzun olsaymış demeden edemedim. "Kendimizi canavar gibi hissediyorduk ama başka ne yapabilirdik ki? Dört yüz kişi için bireyler feda edilmek zorundaydı." Keşke bir tanecik fizikçi veya kimyacı sağ kalmış olsaydı... Olmadı işte, sonuçta bildiğimiz her şeyi unuttuk. "Barut tekrar gelecek. Bunu hiçbir şey engelleyemez. Aynı eski hikaye yeniden, yeniden yaşanacak. Sayısı artan insanlar savaşmaya başlayacaklar. Barut sayesinde insanlar milyonlarca insan öldürecek ve çok ileride bir gün yeni bir uygarlık, sadece bu yoldan, ateş ve kan üzerinden evrilecek."
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Reklam