Hayatını bir de tersten yaşamak istiyordu. Kuzey Yarımküre yerine Güney Yarımküre'de, kışın yaz yazın kış olduğu bir ülkede, içinin ağlamadığı, içinin güldüğü, bir hayatı yaşamak.
Bir süre için bile olsa.
Tanrısı dünyaları çok küçük bu insanlar için üzülüyordu. Zor bir hayat yaşadıkları için düşüncelerinin de küçük olduğunu söylüyordu. Bu konuda tanrısıyla anlaşamıyordu, kendisi zor bir hayat yaşıyordu ama onlar gibi değildi.
Onların böyle olmak için bir sebepleri yoktu, sadece kötüydüler.
Kötüydüler. Nokta.
Hayat bu kadar çok nesne gerektirmiyordu aslında. Ama insanlar bir şey almadan duramıyorlardı. Yeni ürünler yağıyordu gökten, yeni icatlar, yeni modalar, yeni ihtiyaçlar.