#okudumbitti köşemizde bugün #uysalkız var… Uysal kız sevgili manevi amcam #dostoyevski tarafından kaleme alınmış kısa bir öykü… Uzun ya da kısa hiç fark etmiyor ki her seferinde aynı etkiyi oluşturmayı başarıyor… Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, hüzünlendiren bir kitap olmamıştı…
Bazı şeyler gözümüzün önündedir ama yine de görmeyiz.. Bazen hiç konuşmadan karşımızdaki bizi anlasın isteriz… Bazen iletişim kurmaktan kaçınırız, bir gurur perdesinin arkasına saklanırız… Ama anlaşılmak için anlatmak gerekiyor bazen.. oysa susmak… susmak her anlamda karşındakini yıpratan bir süreç.. hele de karşınızdaki bir kadınsa… Kitapta ketum bir karaktere sahip olan kahramanımız, genç bir kızla evlenir ve bir gurur perdesinin ardına saklanıp kızın kendisini anlamasını bekler… bunun için yöntemi susmaktır.. o sustukça kız her geçen gün biraz daha solmaya başlar… Kahramanımızın içinde aşk büyürken kızımızın içinde bir hiçlik büyümeye başlar… başlarda kadın bağırır çağırır, direnir kavga eder ama yine de kahramanımızda bir tepki oluşturamaz; tepkisizlikten başka… Sonra yavaş yavaş susmaya başlar… Hani Teonun bir şarkısı vardı; kadının gidişi sessiz olur diye… Öyle işte… Kadın içinde yaşamaya dair hiçbir şey kalmayana kadar susmaya devam eder… Sonra bir gün kadının bir hiçlik anında adamın jetonu düşer ve kadına duyduğu sevgiyi kabul eder… Tehlikeyi de fark eder… Sustuklarını kadına söyler ama kadında yaşayan hiçbir şey kalmadığı için faydasız bir serzenişe dönüşür tüm sözleri.. Geç kalmıştır hem de çok geç kalmıştır… Sonunda kadın intihar eder… Adam da acısıyla kalakalır… Belki de onunki de bir ölümdür…
Evet, sonunu değiştirmek istediğim hüzünlü bir hikaye daha.. Dostoyevski öylesine güzel ve dokunaklı bir şekilde kaleme almış ki tadı damağınızda kalıyor… Değil 77 sayfa 777 sayfa